Medya Yenigün

SABIR ACIDIR, AMMA MEYVESİ TATLIDIR.

SABIR ACIDIR, AMMA MEYVESİ TATLIDIR.
Halil Pekdemir( medyayenigun01@hotmail.com )
136
14 Kasım 2018 - 15:27

Sabır boyun eğmek değildir, mücadele etmektir, erdemin cesaretidir, Sabır acıdır; amma meyvesi tatlıdır.

Sabır, umut etme sanatıdır. Sabır, her türlü zorluk, tehdit ve kayıp karşısında gönüllü bir şekilde dayanma, direnme, göğüs germe ve sonucu bekleme eğilimi olmakla birlikte duygusal, bilişsel, davranışsal boyutlarıyla yaşanan çözümleyici psikolojik süreçtir.

Bireyin hayatı anlamlandırmasından başlayarak ömrünün sonuna kadar sürecek yaşamsal mücadelesinde ona güç veren, denge ve uyum arayışında destek sağlayan sabır, onu başarıya götüren ve ardından mutluluk hedefine ulaşmasına aracılık eden psikolojik zemini olan varoluşsal bir olgudur.

Sabır, zorluklar karşısında iyi bir imtihan vermek ve sıkıntıları aşmak için mücahide etmektir. Sabır hayatta yılmadan, bıkmadan çalışmaktır, Boş boş oturup tembellik yapmak değildir. İşine ve aşına sahip çıkmak ve vazifesini en güzel bir şekilde yapmaktır.

Sabır, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında sıkıntılara katlanmadır, tolere etmedir; bu nedenle de acıdır, ama sonu başarıdır, zafere giden yoldur, mutluluktur. “Sabreden derviş muradına ermiş, sabretmeyen de cinnet geçirmiş” sözü her şeyi anlatmaya yeterlidir. Sabırsız kimseler, uygusuz tepki vererek genellikle açmaza düşer,  psikolojik ve beden sağlığını kendi eliyle bozar.

Sabır,  insanı başarıya ulaştıran, kötülük ve felâketlerden koruyan, insana dayanma gücü veren, neticede insanı mutlu eden, insanı sevimli, güzel insan yapan manevi bir ihsandır. Sabır hayatın her aşamasında lazım olan en temel ihtiyaçtır. Sabır, belâyı daha başka belâlara sebep kılmama, günahlara gerekçe yapmama disiplinidir.     Sabır, “dayanma, dayanıklı olma” gibi anlamlarda ahlâki bir erdemdir.

İslam ahlakında nefse karşı verilmesi öngörülen mücadelede Müslüman’ın başarılı olabilmesi için sabır gücüne sahip olması gerekmektedir. Hiçbir zaman bitmeyecek olan nefisle mücadele

daha fazla sabır istemekte, mücadelenin azim ve sebatla sürdürülmesi de önemli olmaktadır.Bu mücadele manevi gelişimin sürekliliğini de beraberinde getirmektedir. İslam dininde sabır, sıkıntı ve zorluklar karşısında pasifçe tahammül etmek değil, hoşlanılan, hayır bilinende şer; hoşlanılmayan, şer bilinen şeyin de arkasında hayır olabileceği, bunun ancak olayların arkasındaki hikmeti yaratan tarafından bilinebileceği inancıyla, pozitif bir yaklaşımla ve umutlu bir şekilde aktif çaba göstermektir. Yani sabır kavramı İslam’da aktif, proaktif bir eylem olarak görülmektedir. Pasif ve reaktif bir sabır yaklaşımı İslam’ın sabır anlayışına uygun düşmemektedir.

Sabredene Allah sabır verir.  Sabredenler sonunda pişman olacak duruma düşmezler. Sabrederek kişi belâları nimete dönüştürür.  İnsanlar sabır ve şükürle imtihan olmaktadırlar. Nimete şükür, o nimetin artmasına vesile olduğu gibi, sabırda hayra vesile olur. İşin başı sabır, sonu şükürdür.

Şunu da unutmamak gerekir ki, insan onurunu incitecek durumlara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak ya da kendi gücü üstesinden gelebileceği olumsuzluklara karşı direnç göstermemesi, tembellik yapması, sabır değil, aksine “Saldım çayıra Mevla’m kayıra” misali miskinliğin kendisidir. Yani sabretmek, boyun eğmek değildir. Çünkü insan, olumsuzlukların üstesinden gelmek için; insana yakışan bir mücadele içinde olan kimsedir. Sabır ve onur, birbirini tamamlayan ve anlamlı kılan özelliklerdedir. Bizlere bahşedilen bu özeliklerimizi davranışlarımıza temel yaptığımız ölçüde insanız, derim, doğrusunu sizler bilirsiniz!  Eyüp peygamber sabrı dileklerimle… Halil PEKDEMİR Denizli Büyükşehir Belediyesi Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili  15 Kasım 2018.