Medya Yenigün

Seçen kim? seçilen kim?  

Seçen kim? seçilen kim?  
93
22 Kasım 2018 - 11:40

Köy Olan Adana’yı Kurtarmamız Gerekiyor!

Son günlerde sosyal paylaşım sitelerinde siyasetin nabzı yüksek atmaya başlarken, Aday Adayı profillerinin yanı sıra destekçileri kırıla paylaşımlar yapıyorlar.

Oturdum klavyenin başına seçen kim? seçilen kim?  Diye kendime sordum.

Daha sonra Fransız yazar ve filozof Denis Diderot’nun “Eski sabahlığımın efendisi idim, yeni sabahlığımın kölesi oldum.” Sözü aklıma geldi.

Sahi hiç düşündünüz mü?

Siyasileri neden seçeriz?

Benim bakış açımdan, kendimizin yapamayacağı işleri onlar yapsın, bizler işimize gücümüze bakalım,   yaşam kalitemizin yanı sıra refah seviyemiz yüksek olsun, siyasilerde bizlerin verdiği vergilerle maaş alıp geçimini sağlasınlar. Efendimiz değil efendileri millet diye algılıyorum.

Ancak; seçecek bizler olmasına rağmen kerametin kendinde olduğunu düşünen bazı yerel siyaset yapanlar etrafına doldurduğu şakşakçı takımıyla meydanlarda geziyorlar.

Hatta, ekmeğini çıkartmak için köy köy gezen seyyar satıcının önünü kesip jön gibi fotoğraf çektirip işte bize sevgi seli diye algı yaratmaya çalışıyorlar.

Hadi yapın reklamınızı ama asli görevlerinizi yaparken, milletin sana verdiği emanetin hakkını verin.

Seçildikten sonra aldığı maaşla zenginliğin en üst seviyesine çıkanlar bir gün gelecek “DİDEROT ETKİSİ” yaşayacaklarından emin olabilirsiniz.

Şimdi bu nereden çıktı bu “DİDEROT ETKİSİ” demeyin okuyun ve ders alınacak bir kısadan hisse olup olmadığına siz karar verin.

  1. yüzyıl aydınlanma çağı düşünürlerinden Fransız yazar ve filozof Denis Diderot’nun borç içinde olduğunu duyan Rus imparatoriçesi Büyük Katerina Diderot’nun kütüphanesini satın alıp 25 yıllık maaşını da peşin ödeyerek onu zor durumdan kurtarır. Maddi durumu düzelen Diderot’ya bir arkadaşı çok şık bir kadife sabahlık hediye eder. Giydiği yeni sabahlığın verdiği keyifle çalışma masasına oturan Diderot bu eski masanın yeni ve gösterişli sabahlığına hiç uymadığını fark eder. Aldığı yüklü miktar paranın verdiği rahatlıkla yeni bir çalışma masası alır. Ancak bu kez yerdeki eski halı sabahlığına ve masasına yakışmamaktadır. Yeni bir halı alır. Bu şekilde eski resimlerini, koltuğunu, duvar halısını, sandalyelerini derken evindeki her şeyi tamamen yeniler. Sonunda bütün parası biter ve yine borçlanır. Ancak o zaman aklı başına gelir ve kendisini nasıl bir tüketim çılgınlığına kaptırdığını anlattığı “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” adlı bir yazı yazar.

Kısadan hissemizi siyasette seçeceğimiz adamlara kurgularsak, Bilinçli bir seçmem olmamız gerekiyor.

Seçerken bizlerin menfaatlerine uygun bir siyasi değil. Milletin hizmetkârı olanlara oy vermemiz önemli olduğunu düşünmeye başladığımızda “KÖY OLAN ADANA’YI” kurtarmış oluruz.

Ha birde “DİDEROT ETKİSİ”  konusunu açıklayayım.

Fransız yazar ve filozof Denis Diderot’un anlattığı bir kavramdır.

Bilinçli bir alışveriş düşüncesiyle yapılmayan ve ihtiyaç olmadığı halde alınan şeyleri açıklayan bu tüketim sarmalından bahseden ilk kişi olduğu için anlattığı kavrama “Diderot Etkisi” denmektedir.

Burada şak şakçı takımlarına cuk diye oturan Diderot’un bir deyişi ile yazımı bitiriyorum.

“Eski sabahlığımın efendisi idim, yeni sabahlığımın kölesi oldum.”