marmaris tekne turları
19 MAYIS 1919 tarihi ve Padişah Vahdettin nasıl anlaşılmalıdır? « Medya Yenigün

Medya Yenigün

19 MAYIS 1919 tarihi ve Padişah Vahdettin nasıl anlaşılmalıdır?

19 MAYIS 1919 tarihi ve Padişah Vahdettin nasıl anlaşılmalıdır?
Avatar
Murat Alparslan Tekoğlu( medyayenigun1@hotmail.com )
5.637
22 Mayıs 2020 - 0:10
(Özet geçmeme rağmen epey uzun bir yazı oldu ama okunmalı.)
Bizim neslimiz bu konu ile ilgili küçük yaşlardan itibaren resmi- gayri resmi iki farklı tarih okumasına maruz bırakıldı.
Birincisi Mustafa Kemal Paşa’nın gizlice İngiliz zırhlı savaş gemilerinden kaçıp pusulası kırık Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkması ve Kurtuluş Savaşını başlatması,
Diğeri ise Padişah Vahdettin’in Mustafa Kemal Paşa’yı gizlice huzuruna çağırıp vatanı düşman işgalinden kurtarması için görüştüğünü, kendisine para verip görevlendirdiği şeklinde olmuştur.
Bu iki tarih okumasının da yanlış ve bilinçli olarak uydurulmuş olduğunu yirmili yaşlarımda okuyup araştırdıktan sonra ancak öğrendim.
Birinci okuma güya Kemalizm adına Atatürk’ü istismar edenlerce, diğeri de saltanatçılık / hilafetçilik / dincilik adına yobaz çevrelerce uydurulmuştu.
Oysa gerçek tarih daima arşiv belgelerine dayanır. Bu uydurulmuş okumaların hiçbiri arşivde delil teşkil eden belgelere dayanmaz.
Mustafa Kemal Paşa iyi yetişmiş, idealist, vatanperver bir Osmanlı Subayıdır. Uzun yıllar boyu cepheden cepheye koşup savaşmış, vatanı için mücadele vermiştir. İyi bir asker olmanın yanı sıra iyi bir düşünür ve aynı zamanda ileriyi görebilen bir analizcidir. Osmanlı İmparatorluğunun 1. Dünya Savaşı sonrası mağlup sayılması ile bölünüp parçalanma sürecine girmesiyle gelişen olayları çok iyi gözlemleyip analiz etmiştir. Padişah Vahdettin’in nasıl İngilizlerin kucağında zavallı bir konuma düştüğünü ve kendi ikbali için vatanı feda edebilecek bir ruh halinde bulunduğunu kavramıştır.
Memleketin, dinin, bayrağın, namusun gitme aşamasına gelmesiyle birlikte inisiyatif alıp re’sen bir mücadele başlatması gerektiğine karar verip bu hususta plan ve program yapmıştır.
Silahları alınıp terhis edilmiş bir ordunun olduğu, İngilizlerin çok sıkı denetim ve casusluk faaliyetleriyle işgale karşı olanları bertaraf ettiği bir ortamda dahiyane zekası ile yaptığı akıllı planlarla hareket etmiştir.
Kuvayi Milliye denilen işgale direnen vatanseverlerle beraber bir Kurtuluş Savaşı mücadelesi başlatmaya karar verir. Bu düşüncesini sadece çok yakın arkadaşlarıyla paylaşır. O esnada Anadolu’nun farklı yerlerinde yerel bazda işgale karşı çıkan ve işgalcilerin himayesindeki Rum ve Ermeni çetelerin saldırılarına karşılık veren milli unsurlar bulunmaktadır. Mustafa Kemal Paşa verilecek büyük mücadelenin bu unsurların birliği etrafında örgütlenmesini düşünür. Bunu kendisini deşifre etmeden, İngilizlerce yakalanmadan yapabilmesi için özellikle resmen bağlı bulunduğu Padişah ve sadrazam Damat Ferit’e bu niyetlerini belli etmez. Yerel unsurların Rum ve Ermeni çetelerine karşı mücadele vermesinden rahatsız olan İngilizler Vahdettin’e ya sen bunu durdur, ya da biz ordu göndeririz derler. Payitahtın anahtarlarını İngilizlere teslim edip onların insafına kalan zavallı ve aciz durumdaki Vahdettin de yerel unsurları durdurma ve tutuklama görevini vermek üzere bir Paşa arayışına girer. Mustafa Kemal Paşa 1917’de henüz veliaht olan Vahdettin’in yaverliği göreviyle onunla Almanya seyahatine gitmiştir. Oradan bir tanışıklıkları vardır. Vahdettin tanıyıp sadakatine güvendiğinden bu görev için Mustafa Kemal Paşa’yı uygun görmüştür. Sadrazam Damat Ferit Mustafa Kemal Paşa’nın milliyetçi bir vatanperver olduğunu bildiğinden kendisine kuşku ile bakmıştır. Mustafa Kemal Damat Ferit’i planı dahilinde ikna edebilmek için Damat Ferit’in evinde dönemin Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa’nın da bulunduğu bir ortamda onlarla beraber yemek yemiş ve bunu başararak 9. Ordu Müfettişi unvanı ve Karadeniz bölgesindeki yerel direnişleri durdurma, Mondros anlaşması uyarınca ordunun terhisi ve silahların toplanıp iadesi resmi görevi ile Samsun’a gönderilme kararını çıkartmıştır.
Bu görev bizzat Vahdettin’in fermanı (görev belgesi) ile belgeyle sabittir. Aynı şekilde Mustafa Kemal Paşa ve mahiyetindeki subay ile erbaşların Bandırma vapuruna binip Samsun’a gitmesi için İngilizlerce verilen izin belgesi de arşivde mevcuttur.
Mustafa Kemal Paşa ustaca uyguladığı planında başarılı olmuş ve Kurtuluş Savaşı mücadelesinin fitilini ateşleyen ilk kıvılcımı Samsun’a çıkarak başlatmıştır. Sonrasında hızla programını uygulamaya devam etmiş ve Kuvayi Milliyeyi örgütleyip kendisine katılanlarla beraber harekete geçmiştir.
Paşa’nın verilen görevin tam tersini yaptığını öğrenen Vahdettin ve Damat Ferit büyük bir hışımla Paşa’ya karşı bir dizi yaptırım kararı almışlardır. Onlara göre kendi ikballeri İngilizlere itaat gösterip memnun etmekle mümkündü ve buna aykırı davranan herkes yok edilmeliydi.
– M. Kemal Paşa derhal görevden alınıp gıyabında rütbeleri söküldü.
– Tutuklanması ve idam fermanı ilan edildi.
– Sözde din adamı kuklalarca dinsiz- zındık- asi fetvası çıkarıldı.
– ingilizlerle birlikte Kuvayi İnzibatiye adında bir silahlı örgüt oluşturulup Mustafa Kemal ve yanındakilere saldırtıldı.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRMEM :
Bir tarafta düşman işgaline karşı direnmeyip kendi ikballerini, saltanatlarını korumak için aşağılaşan Vahdettin ve yandaşları, diğer tarafta ise düşmanın insafına sığınmayıp mücadele eden, vatanı, dini ve namusu canları pahasına çiğnetmeyen Mustafa Kemal Paşa ve Kuvayi Milliyeciler. Elbetteki tarafımız Mustafa Kemal’den diğer bir ifadeyle İngilizlerin tabiri ile “Kemalist”lerin yanındadır. İngilizler kendi iç yazışmalarında padişaha itaat etmeyip kendilerine direnenleri Kemalist diye adlandırmışlardı. Bu ifade milliyetçi olan ve emperyalist işgale karşı çıkan Türkler için ilk defa kullanılmıştır. Sonradan politikaya alet edilip başkalaştırılan ve uyduruk bir ideoloji gibi sunulan çakma Kemalizm ve Kemalistler bu tanımın dışındadır.
Mustafa Kemal Paşa Nutuk eserinde Vahdettin için “hain” ve “soysuzlaşmış” diye bahsetmiş, TBMM gizli oturumunda da dört yerde Vahdettin’in ihanet ettiğinden bahsetmiştir. Bu bakımdan ve tarihi belgelerin de ışığında Vahdettin’in bir hain olduğu Türk Milliyetçileri için kesin bir husustur. Bir kısım politikacı ve tarihçinin yumuşatma ve başka kaygılarla Vahdettin’in hain olmadığına hükmetmeleri en başta Paşa’ya saygısızlıktır.
Görüldüğü üzere 19 Mayıs 1919 konusu sıradan basit bir mücadeleye başlayış değil, M. Kemal Paşa tarafından çok önceden plan ve program dahilinde hazırlıkları yapılıp uygulanmaya konmuş ve dönemin çok ağır şartlarında gerçekleştirilmiş bir Kurtuluş projesidir. Biraz akıl, namus ve vicdana sahip olanlar Mustafa Kemal Paşa’nın ortaya çıkmayıp Vahdettin gibi İngilizlere teslim olmuş biri ile devam edilseydi ne olurdu, bugün ne halde olurduk sorusunun cevabını düşünmelidir. Ortadoğu’daki uyduruk ve İngiliz- ABD kuklası Arap krallarının saltanat sürdüğü 5. sınıf bir ülke olmadık diye mi bu düşmanlık ?
Başta önderlik yapan Mustafa Kemal Paşa olmak üzere milli mücadeleye emek veren herkese Tanrı’dan rahmet diliyorum. Bu vesileyle 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutlarım.
NOT : Soyadı kanunu 1934’te çıkıp ATATÜRK soyadını aldığından anakronizm hatasına düşmemek için ilgili tarihte bilindiği üzere Mustafa Kemal Paşa diye kullandım.
Sen, Arslan Bey, Nihat Korkut Baysal ve 20 diğer kişi
6 Yorum
Beğen
Yorum Yap

sikişHD ResimlerEczane Haberleripornoantalya escortescort bayanataşehir escortantalya eskortümraniye escortantalya escortanadolu yakası escortFilm izlekemer escorttatilantalya escort bayan
istanbul escortistanbul escortbeylikdüzü escortbeylikduzu escortbeylikdüzü escortistanbul escortistanbul escortbeylikduzu escortesenyurt escortşirinevler escortesenyurt escortbeylikduzu escortşişli escortavcılar escortesenyurt escortporno izleşirinevler escort