Medya Yenigün

AK PARTİ’NİN 2002 VE 2019 YILLARI ARASINDA YAPTIĞI HİZMET İCRAATI

AK PARTİ’NİN 2002 VE 2019 YILLARI ARASINDA YAPTIĞI HİZMET İCRAATI
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
85
12 Mayıs 2019 - 12:52

Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’den bu yana yaptığı hizmetleri saymakla bitmiyor! Yıllardır ülke halkının sırtından geçinen ve ülkeyi adeta bir dar boğaza sokan çok iktidarları gördük. Türkiye Cumhuriyeti Devleti insanları çok badireler atlatmasına rağmen, nasıl oluyor da 31 Mart yerel yönetim seçimini 5 büyükşehirde kaybetti ve hala anlamış değilim.  İstanbul’da Millet ittifakının seçimi hilelerle alınması, YSK’nın AK Parti’nin itirazını 7 ye 4 kabul edilerek İstanbul’lular 23 Haziranda tekrar sandık başına gidecek.

AK Parti’nin başarılarla dolu 17 yılık başarıları saymakla bitmiyor!

Kuruluşundan sadece 15 ay sonra iktidar olan ve aralıksız tek başına iktidarını sürdürerek “Türk siyasi tarihine damgasını vuran” Ak Parti, ABD ve İsrail Lobilerinin hazımsızlığı gözlerden kaçmıyor. Ak Parti 17 yıllık süreçte kapatma davasından darbe teşebbüsüne onlarca badire atlattı ve buna rağmen hizmetlerine hız kesmeden devam ediyor. Çünkü Lobi Türkiye’nin büyümesini hazmedemiyor ve içerden “fitne tohumlarını saçarak” ülkemizin aydınlık geleceğini karatmak istenmektedir.  Ülkemizi içten karamsarlığa itilmek istenmektedir. Aslında Başkan Recep Tayyip Erdoğan için İstanbul çok önemli, aslına bakınca 24 Haziran sabahı “Millet ittifakı seçimi kazanacak”  ve CHP seçmeni seçim zaferini bira şişeleriyle kutlayacaklardır ve hep beraber göreceğiz. İstanbul’da yaptığım çalışma maalesef AK Parti seçimi kaybedecek ve Millet ittifakı seçimi kazanıp ve zafer çılgınlığını yaşayacakları muhakkaktır. AK Parti iktidarı, İstanbul’a bunca hizmete rağmen, nasıl oluyor da oyunu Millet ittifakı için kullanıyorlar, bunu anlamakta zorlanıyorum. Demek oluyor ki, burada yapılan hizmetler görünmüyor. “İsrail lobisi halkın arasına girip fitne tohumlarını saçıyorlar.” “Ama Allah’ın dediği olacaktır.”

“Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”  15 ay sonra tek başına iktidar olan Ak Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana aralıksız tek başına iktidarını sürdürerek “Türk siyasi tarihine damgasını vurduğu gözlerden kaçmıyor.” Ülke halkı bu 17 yıllık AK Parti iktidarını hazmedemiyorlar mı? İstanbul da yaşayan “Hamiyetperver” insanlarına sesleniyorum, bunca hizmete rağmen “İstanbul’u kirletmeyin” çocuklarımızın “aydınlık geleceğini karartmayın” yarın geç olabilir? Benden söylemesi. İstanbul tekrar Millet ittifakının zaferiyle çalkanacak ve kaybeden İstanbul olacaktır, hatırlatmakta yarar görmekteyim.

Ak Parti geçen süreçte bünyesinden iki Cumhurbaşkanı, dört Başbakan çıkardı. Türkiye’yi parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçirdi. 17 yıllık geçmişinde kapatma davasından, darbe teşebbüsüne onlarca badire atlatan Ak Parti, bu süreçte gerçekleştirdiği beş olağan ve üç olağanüstü kongre ile kendisini sürekli yeniledi ve bunu ülke halkı çok iyi bilmektedir. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın kuruluş çalışmalarına okuduğu bir şiirden dolayı aldığı hapis cezası nedeniyle 4 ay yattığı Kırklareli Pınarhisar Cezaevi’nden başladığı Ak Parti, Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından 14 Ağustos 2001’de siyaset sahnesinde yerini aldı. Milli Görüş hareketinin, “yenilikçi” kanadını oluşturan isimlerin yanı sıra merkez sağ kökenli isimlerin yer aldığı parti siyasi duruşunu “muhafazakâr demokrat” olarak belirledi.

Partinin 16 Ağustos 2001’deki ilk kongresinde Erdoğan genel başkan seçildi. Ak Parti kuruluşundan yaklaşık 15 ay sonra ilk sandık sınavına girdi. Seçimlerden 10 gün önce, dönemin Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Erdoğan’ın Genel başkanlığa devam edemeyeceği gerekçesiyle Ak Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) dava açtı. Davayı 22 Ocak 2003’te gündemine alan (AYM), Erdoğan’ın genel başkanlık görev ve yetkilerini kullanamayacağına karar vermişti. Bu süreçte gidilen 3 Kasım 2002 seçimlerine, “Tek başına, iş başına” sloganıyla katılan AK Parti, yüzde 34.29 oyla tek başına iktidar oldu. Abdullah Gül Başkanlığında 58. Cumhuriyet Hükümeti kuruldu. TCK’nın 312. maddesinde yapılan değişiklikle siyasi yasağının kalkmasının ardından Erdoğan, 8 Mart 2003’te Siirt’te tekrarlanan seçimle TBMM’ye girdi. Böylece, “Muhtar bile olamaz” denilen Erdoğan’a, Başbakanlık yolu da açılmış oldu. 58’ci Hükümet’in 11 Mart 2003’te istifa etmesi üzerine 10’cu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, hükümeti kurma görevini Erdoğan’a verdi. Erdoğan, 15 Mart 2003’te 59’cu Hükümeti kurarak Başbakanlık koltuğuna oturdu.

2012’den itibaren Ak Parti ile o dönemki adıyla “Gülen Cemaati” arasında başlayan gerilim, 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla yeni bir boyut kazandı. Erdoğan ve Ak Parti, operasyonu “komplo” ve “darbe girişimi” olarak niteledi. Cemaati de devlet içinde, “paralel yapı” olarak adlandırdı. Erdoğan, 10 Ağustos’ta anayasa değişikliği uyarınca halk tarafından gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turda yüzde 51.8 ile Türkiye’nin halk tarafından seçilen ilk ve 12’ci Cumhurbaşkanı oldu.

15 Temmuz 2016’da, FETÖ’ terörünün darbe girişimi siyasiler, halk ve medyanın demokrasiden yana tavır koymasıyla engellendi. 7 Ağustos’taki Yenikapı mitinginin ardından başlayan Ak Parti, MHP yakınlaşması ilerleyen süreçte iki partiyi seçim ittifakına götürdü. Bu süreç yönetim sistemi değişikliğine ilişkin Anayasa değişikliğini de yeniden gündeme getirdi.

16 Nisan 2017’de, “tarihi” olarak nitelendirilen referandumda seçmen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesini kabul etti. Yapılan Anayasa değişikliği ile Erdoğan’a parti üyeliği ve dolayısıyla Genel başkanlık yolu da açıldı. 21 Mayıs 2017’deki 3’cü Olağanüstü Kongre sonucu Erdoğan, 998 günlük aranın ardından yeniden Genel Başkan seçildi. Kongrede yapılan tüzük değişikliğiyle ihdas edilen, “Genel Başkanvekilliği” görevine de Başbakan Binali Yıldırım getirildi.

Başkan Erdoğan, göreve gelir gelmez, ülke adeta “Doğan güneşle, siyah bulutlar böylece dağılmış oldu.” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürpriz erken seçim çağrısının ardından 24 Haziran’da anayasa değişikliği uyarınca 27’ci dönem parlamentosu ve cumhurbaşkanı seçimleri gerçekleştirildi. Erdoğan yüzde 52,38’lik oyla Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Ak Parti yüzde 42,28’lik oy oranıyla 13’cü sandık zaferini elde etti. Ak Parti ve MHP’nin yer aldığı, “Cumhur İttifakı” ise yüzde 53,6 oy aldı.

Tamam! Değişen ne? AK Parti iktidarı görevi devir alır almaz, önce “çıraklık, ardından kalfalık ve sonradan ise ustalık” görevlerinden üst görevlerde görev alarak “Türkiye’yi Dünyaya açılan bir pencere” olarak tanıtırdı. Bunca hizmetlere rağmen neden ülke halkı AK Parti’ye olan inancını yitirdi. Aslında ülke halkı Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a sevdalıydı. Acaba! Başkan Erdoğan’ı yanındaki kişiler mi? Yıprattı, yoksa bu bir yıpratma projesi miydi? İstanbul’u CHP almıyor, Millet ittifakı alıyor. İstanbul’u alırlarsa “Kürtlerin oyuyla” alacaklardır, CHP burada ben aldım demesin! Böylelikle aday Ekrem İmamoğlu’nu da “Şahlandırdınız!” Acaba yarın İstanbul’da seçimi alırlarsa ki, alırlar. Sonrası nasıl bir hizmet yaparlar, ben şahsıma merak içerisindeyim. Ben bir gazeteci olarak onların çalışma sistemini takip edip sonucu beraberce göreceğiz. Her şeyin hayırlısı; Halkımızın iradesi bizim için çok önem teşkil etmektedir. Taktir halkımızındır, “yarın geç olabilir? Bizden söylemesi. Aydınlık geleceğinizi karatmayın.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

 

escort hd porno