Medya Yenigün

Ayasofya biletle değil abdestle geldik!

Ayasofya biletle değil abdestle geldik!
Avatar
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
2.048
13 Temmuz 2020 - 0:02

Ayasofya’nın ibadete açılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı TBMM Genel Kurulu’nda Başkan Vekili Celal Adan tarafından okunurken Milletvekilleri ayakta alkışladılar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM’de Ayasofya`nın cami olarak ibadete açılması kararının okunmasıyla birlikte çok şükür diyen vatandaşlar biletle değil abdest ile geldik diyerek akşam namazı, ardından da şükür namazı kılarak ibadet ettiler.

Hayırlı uğurlu olsun milletimize.

Ayasofya’ya müze statüsünü veren 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay 10. Dairesi’nin kararının açık ve net olarak vereceklerini kalbim gibi emindim.

Sahi, Batı dünyasında hala Ayasofya’nın unutulmamış olması ve 576 yıl önce sonsuza dek Türklere ait bir varlık haline gelmiş olan bu ibadethaneyle ilgili beyhude rüyalar görülmesi çok manidardır değil mi?

Bu gün eskiden olan olaylarla kafanızı meşgul etmek istemiyorum ama Söz konusu karar açıklanmadan önce, ülke insanının, vazgeçilmez egemenlik hakları ve bekası açısından büyük önem taşıyan bazı hususların altını bir kez daha çizmekten yarar görmekteyim.

Yüzyıllarca süren Haçlı seferlerine son veren ve tarihin akışını değiştiren büyük bir hamlenin küresel etkileri karşısında duyulan eziklik ve aşağılık duygusunun hafızalardan silinmediği anlaşılmaktadır. Osmanlı Devleti’nin Batılı güçlerle yaptığı askeri, siyasi ve diplomatik savaşlarda, hep bu sinsi ve aşağılık emellerin yansımaları görülmektedir.

Birinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere güdümündeki Yunan askerleri tarafından Batı Anadolu’nun işgal edilmesinin arkasında da benzer hedefler bulunduğuna ve Yunanistan ise; İstanbul’u yeniden Konstantinopolis yapıp “Bizans başkenti haline getirmeyi” ve Ayasofya’yı yeniden kiliseye dönüştürmeyi hayal ettiğini Ülke insanımız çok iyi bilmektedirler.

Ayasofya’nın ibadete açılmasına ilişkin; Başpiskoposun, ‘Türkiye, bunu yapmaya cüret edemez.’ demesi bizim için ezik bir ümit ve zavallı bir temenni ilanından fazla değer taşımamaktadır. Türkiye’nin iç işlerine karışmaya yeltenen bu kendini ve yerini bilmez din adamı; uluslararası alanda Hıristiyan dünyasının dikkatini çekerek Ankara’nın Ayasofya üzerindeki tasarrufu konusunda caydırıcı olacağını sanıyorsa aldanmaktadır.

Başpiskopos, öncelikle neden Atina’da hiçbir cami bulunmadığını sorgulamalıdır. Selanik’ten Mora’ya kadar geniş bir alanda Osmanlı bakiyesi yüzlerce tarihi eserin hoyratça ve vandallıkla neden yok edildiğini dünya kamuoyuna açıklamalıdır.

Türkiye’ye ayar vermeye cüret eden batılı politikacılar da sadece Yunanistan’da değil, bütün Balkanlarda turistik ve kültürel açıdan paha biçilemeyecek kadar kıymetli olan Osmanlı bakiyesi binlerce ibadethane ve dünya mirası tarihi eserin neden barbarca yıkılıp izlerinin silindiğinin hesabını vermelidir değil mi?

Asıl meselenin Türk milletinin, “Şehit kanlarıyla sulanan” bu mübarek topraklardaki egemenliğinin kalıcı ve ebedi olacağını Milli Mücadele sırasında bir tokat gibi müstevlilerin suratına indirmesinin acısının unutulmaması olduğunu hatırlatmakta yarar görmekteyim.

Ayasofya’nın gündemde tutularak bağımsız Türk yargısını etkileme ve hükümetin bu alandaki tasarrufunu engelleme çabalarının arka planında, Salip’le Hilal’in mücadelesi vardır. Ayrıca Ayasofya’nın sadece inanç ekseninde değerlendirilmesi, onun milletimiz açısından taşıdığı tarihi değeri sınırlamak olur. Ayasofya’nın varlığı küresel nitelikli ama kimliği millidir. Milletimizin Ayasofya’ya bakışının arkasında, büyük bir devlet geleneği ve insanlığın ebedi saadetini temin etme ülküsü yatmaktadır.

Türkiye’nin ibadet hürriyeti ve kutsal mekanların korunması konusunda en çok titizlik gösteren, farklı din ve inançlara en geniş serbestliği tanıyan ülkelerin başında geldiğini ve İstanbul’dan Kars’a, Edirne’den Hakkari’ye kadar ve Türkiye topraklarının dört bir yanında üç semavi dinin ibadethaneleri büyük bir özgürlük havası içinde hizmet vermektedir.

Atina’daki üç beş papazın, okyanus ötesinden ve Avrupa’dan küresel jandarma rolüne soyunan siyasetçilerin haddine düşmez değil mi?

Türk milletinin, egemenlik hakları söz konusu olduğunda caydırıcı olmaya niyetlenen hiçbir harici odağa boyun eğmediğini ve bundan sonra da eğmeyeceğimizi biliyorlar!

Ne mutlu bize, Ayasofya biletle değil abdestle geldik diyen vatandaşlar cemaat oluşturarak akşam namazı, ardından da şükür namazı kılarak ibadet ettiler.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

hd film izlemobil onaybanko kuponlar