marmaris tekne turları
Birilerinin adamı değil, Haçlıların karşısındayız! « Medya Yenigün

Medya Yenigün

Birilerinin adamı değil, Haçlıların karşısındayız!

Birilerinin adamı değil, Haçlıların karşısındayız!
239
10 Eylül 2020 - 16:47

Bir önceki yazımda gerek özelden ve gerekse şahsi mailime gelen olumlu yada olumsuz yorumlardan dolayı açıklama yapmak zorunda kalmamım siz okuyucularıma verdiğim değer olduğunu bilmenizi isterim.

Olaylara olumsuz yada olumlu bakan okuyucularım Bilmenizi isterim ki; tarafsız ve objektif açıdan olaylara bakışımın tek amacı, haçlı seferine hazırlananların karşısında, yurdumuzun menfaatleri doğrultusunda birlikte hep beraber hareket edilmesini gerekir diye, olması gerekeni yazdım.

Sert bir üslup kullanarak “Kör müsünüz” dememin sebebi haçlı seferlerine hazırlananların kuyusuna su taşınıyor diye uyarım olmuştur.

Aslında benim gerçekleri yazmamdan hazımsızlık duyanlara;  “asla ve asla doğruluktan şaşmam ve doğru neyse onu yazarım. Gazeteniz Medya Yenigün Gazetesi, her zaman ilkelli yayınlarıyla kendisinde  söz ettirmiştir ve ettirmeğe de devam edecektir. Uzun zamandır Haçlıları arkasına almaya çalışan yaramaz çocuk Yunanistan’ın Kiryakos Miçotakis kendi ülkesinin ekonomik krizde olduğu bu günlerde ha vurdu ve ha vuracak gibi gündem yaratmaya çalışıyor.

Tarihinde ders almayan Çaylak, Yaramaz Çocuk, Orta oyuncu Kiryakos Miçotakis’in amacı belli, bizimde Uluslar arası hukuk kurallarına göre haklılığımız söz konusu.

Yazımda bahse konudan hazımsızlık yaşayanlara Ülke menfaatleri siyasetten önce gelir diyerek; “ Birilerinin adamı değil, Haçlıların karşısındayız” diyor yazımın konusuna geçiyorum.

Anlayan anlasın anlamayan kafasını kuma göme bilir!

26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nin fazilet ve fıtrat bakımından devasa bir adımı, soy ve ruh açısından dev bir ayağıdır. İki tarih arasında geçen 851 yıllık zaman diliminde Anadolu coğrafyası adımızın, acımızın anılarımızın ve mahşeri vicdan potasında kaynaşıp milli karar ve kadere dönüştüğü bir vatan unvanıyla şereflenmiştir. Nitekim emek ve enerji sarfetmeden, kan ve ter dökülmeden, haysiyet ve hedef birleşmeden; akıl, sabır, strateji, feragat kültürü yeşerip yükselmeden bir coğrafyanın Vatan olması sadece boş bir hayalden ibarettir.

Boyalı medyanın, köksüz bazı siyasetçilerin “Malazgirt’i kutladılar, 30 Ağustos’u yasakladılar” iftiraları yalnızca ecdada hakaret değil, kesif olarak vatana ve millete ihanettir, “bölücülük yapanlar, dinamit tuzaklayanlar” hezimete uğrayacaklardır.

Yunanistan 1821 den beri, Türk milletini rahatsız eden habis bir urdur ve bunun tedavisi mümkünse tedavi edilecek, yok değilse; bedeli ne olursa olsun, karşılık verileceği ise muhakkaktır. Yunan zihniyetinin Türk ve İslam düşmanlığı ileri bir noktadadır ve onları yöneten bir yahudi zihniyeti hakimdir. Yunanistan’ın gerilim politikaları, mütecaviz ve mütehakkim arzuları Türkiye’nin sabır ve tahammül ölçülerini kırılma noktasına kadar bükmüş, nihayetinde son aşamaya getirmiştir gibi gözükmektedir. Bu gösteriyor ki,

Akdeniz ve Ege Denizi’nde donanmalar karşılıklı olarak mevzilenmiştir ve her an çatışma riski günden güne tırmanıyor.

Aslında iki ayrı blok ve siperde toplanan hak ile batıl, kahraman ile korkak, Türk milletiyle diğerleridir. Peşpeşe yapılan askeri tatbikatlar, Navtex ilanları, havada ve denizde vahim dalaşmalar sıcak çatışma riskini günden güne  tırmandırmaktadır. Anlaşılan odur ki, Yunanistan’ın denize dökülme istek ve iştahı yeniden kabarmıştır, yani kaşıntısı günden güne artmaktadır.

Türk milletinin sinir uçlarına basmanın şiddetli sonuçları olacağını göremeyen, görseler bile önemsemeyen Yunanistan ve zalim destekçileri sonu çok kötü olacak bir tahrik kampanyasının orta yerindedir diye düşüncelerimi rahatlıkla söyleyebilirim.

Akdeniz ve Ege’de derinleşen ve mayına çarpması an meselesi olan cepheleşmenin sür’atle yumuşaması, çatışmasızlığın hakim olması, gerginliğin azalması, son tahlilde krizin yatışması elbette samimi beklentimizdir ve iki ülke yararınadır. Bu kapsamda Yunanistan’ın uluslararası hukuka muvafık ve müzahir hareketi kaçınılmaz bir mecburiyettir. Bir diğer sorun da, Fransa’nın 1959 ve 1960 tarihli Londra ve Zürih Antlaşmalarının hilafına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarına askeri varlık konuşlandırmasıdır. Yeni bir Macron kumpası tedavüldedir değil mi?

Fransa’nın yanısıra nerede durduğu belli olmayan İtalya, sinsi plânını ve arkadan dolaşan bazı Körfez ülkeleri, Mısır Akdeniz’de çok tehlikeli bir girdaba kapılmışlardır. Yunanistan 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmaları gereğince askerden arındırılması gereken 23 adadan 16’sını silahlandırmış, adeta kaleye çevirmiştir değil mi? Üstelik On iki Ada’ya ilave olarak pek çok coğrafi formasyonla ilgili süregelen tartışmalar maalesef Türkiye’nin aleyhine gelişmiştir. Yunanistan 98 yıl önce denize döküldüğü yerden tekrar vatan topraklarımıza çıkmanın ve tutunmanın hedefindedir. Karşımızda yeni bir işgal projesi bulunmaktadır. Bu durum sonu ve sonucu ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti adına var oluş yok oluş meselesidir ve aksi düşünülemez.

Yunanistan ile aramızdaki sorunlar hafifletmek bir yana giderek içinden çıkılamaz bir hale gelmiştir. ABD ile Almanya’nın Türkiye ile Yunanistan arasında arabuluculuk yapması mutabakat kapılarını şu ana kadar aralayamamıştır ve aralayamaz da!

Yunanistan’ı kışkırtan Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı askeri tatbikatlara karşı ayrı iki Navtex ilan edilmiş ve Eylül 2020’de de İskenderun açıklarından atış eğitimi yapacağımız duyurulmuştur.

Türkiye kararlıdır, geri adım atamayacağı ise muhakkaktır. Türkiye bu konuda haklıdır hakkından ve hukukundan asla ve asla vazgeçmeyecektir, bunu böyle bilmelerinde yarar görmekteyim.

Eğer şayet vazgeçilirse Anadolu topraklarının yeni bir istila dalgasıyla karşılaşması mukadderdir. Sismik Araştırma Gemimiz Oruç Reis’in önünün kesilmesi Türkiye’nin kara ve deniz vatanına kast etmektir. Güç kullanılarak buna izin verilmeyecektir. Akdeniz ve Ege’deki tarihsel çıkarlarımıza sırt dönmemiz düşünülemeyecektir.

Burada eğer olası bir gösterge söz konusu olursa? Yunanistan’ın 12 deniz mili dayatması ise bir savaş sebebidir. Yükselen tansiyonun kanamaya ve dehşet verici bir kapışmaya yol açıp açmayacağını tayin edecek husus, Yunanistan’ın bundan sonraki tavır ve tutumudur.

Herkes bilmelidir ki, baktığımız yer Kocatepe, bastığımız yer Dumlupınar, Bayraklaştığımız yer İzmir, düşmanı batıracağımız yer de yine Ege’dir. Hiç bir ülke güç gösterisiyle, donanma sevkiyatıyla, kara ve deniz sularımızla birlikte kıta sahanlığımız ve münhasır ekonomik bölge alanlarımızda her tarafından tutuşacağı ateşe yaklaşmamalıdır, bunu böyle bilmelerinde yarar görmekteyim.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

sikişHD ResimlerEczane Haberleripornoantalya escortescort bayanataşehir escortantalya eskortümraniye escortantalya escortanadolu yakası escortFilm izlekemer escorttatilantalya escort bayan
istanbul escortistanbul escortbeylikdüzü escortbeylikduzu escortbeylikdüzü escortistanbul escortistanbul escortbeylikduzu escortesenyurt escortşirinevler escortesenyurt escortbeylikduzu escortşişli escortavcılar escortesenyurt escortporno izleşirinevler escort