mersin escort bayan

Medya Yenigün

gaziantep escortgaziantep escortbrazzersgaziantep escortcanlı bahiscanlı bahiscanlı bahisgaziantep escort bayangaziantep escort bayan

Ezber bozacak önemli bir paylaşım!

Ezber bozacak önemli bir paylaşım!
Mehmet Yaman( [email protected] )
14 Mayıs 2019 - 0:32

Ezber bozacak önemli bir paylaşım!Tarafsız bir biçimde araştırılmaya ve ders çıkarmaya değmez mi?.. Tarihi tekerrürde dikkate alınacak notlar yok mu?
Tarih öğretmeni-Av. mustafa Kaplan beyin tesbit edip paylaşmış. Üzerinde objektif bir değerlendirmeye çok ihtiyaç var.

“ŞEYH SAİT İSYANI GERÇEĞİ>Yakın tarihimizin çarpıtılmış ,karartılmış olaylarından biride Şeyh Sait İsyanıdır. Kemalist kafa onu da çarpıtmış, kendi emellerine hizmet edecek şekilde bu isyanı KÜRT İSYANI olarak gerçek olmayan tarihimize kaydetmesini başarmıştır.Oysa, gerçekte bu isyan kesinlikle Kürt isyanı değildir. Milli Mücadele öncesinde, hatta sonrasında bir takım Kürt aydınlar, bağımsız Kürdistan amacı ile Kürt Teali Cemiyeti gibi dernekler kurmuşlarsa da, diğer Kürt aydınlarının çoğunluğu, bu ayrılma fikrine sıcak bakmamışlar, Milli Mücadele sırasında ümmetin diğer milletlerinde olduğu gibi, Milli Mücadeleye destek vermişler, Erzurum, Sivas kongrelerine katılmışlar, TBMM sinde temsil edilmişler vatanın kurtulması için ellerinden geleni yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden biriside Dersim (Tunceli) Mebusu DİYAP AĞA’dır. Yunan orduları Polatlı’da geldiğinde Ankara’daki meclisin Sivas’a taşınması istendiğinde, ilk karşı çıkanların başında Diyap Ağa olmuştur. Okuma yazma bile bilmeyen bu aşiret ağası ,Kürsüye çıkmış, bu düşüncenin kabul edilemeyeceğini bağıra bağıra anlatmış, ben gitmiyorum demiştir.
Lozan konferansında, İngiliz ve Fransızlar, Anadolu’nun doğusunda, bağımsız bir Kürdistan kurulması, bu mümkün olmaz ise Kürtlerin azınlık sayılması fikrini ortaya atınca, Anadolu’da Kürt Aydınlar, Ümmetin hiç bir kavminin azınlık sayılamayacağını, belirten telgraflarını, konferansa çekmişlerdir. Sonuçta, Lozan barış anlaşması ile, Anadolu’da ne bir bağımsız Kürdistan kurulmuş, ne de Kürt kardeşlerimiz, azınlık sayılmıştır. Bu sonuçta Kürt Aydınlarının büyük katkısı vardır. Bu aydınların başında da Said-i Nursi ve Şeyh Sait vardır.
Şeyh Sait, babadan gelme ilim meclislerinde eğitilmiş, bir fakihtir. Aynı zamanda babasından el alan Nakşibendi Tarikatının şeyhidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bilinen, sayılan ve sevilen bir zattır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra, Lozan Anlaşmasının gizli maddeleri gereği, Cumhuriyeti kuran irade, saltanatı ve Halifeliği kaldırmış, harf inkılabı, medreselerin kaldırılması, hukukta yapılan değişikler gibi ,bir takım inkılaplar gerçekleştirmiş, bu nedenle de ülkede dine karşı soğuk bir hava esmeye başlamıştır. Bu hal, tüm ülkede,özellikle ,Doğu ve Güney Doğu Anadolu da hoşnutsuzluk yapmıştır. Tabi ki, tüm hayatı İslami düşünceye göre düzenlenmiş,Şeyh Sait, bu durumdan fevkalade rahatsız olmuştur. bu rahatsızlığını, kendi gibi rahatsızlık duyan, şeyhlere, aşiret ağalarına yazdığı mektuplarda ve risalelerde açıkça belirtmiştir. Kendisinin düşüncesini desteleyen, bölgenin ileri gelenleri de olmuştur. Bu rahatsızlıklar o noktaya gelmiştir ki, bir kıvılcım ile alev alacak bir hal almıştır. O kıvılcım da, bulunmuştur.
Bir düğün meclisinden, bir şüpheli almaya gelen jandarmaların, tutum ve davranışları, düğün ahalisini rahatsız etmiştir. Şeyh Sait “evlatlarım, o kişileri bensize teslim edeceğim, şimdi şu düğünün huzurunu kaçırmayın, kendi ellerimle getireceğim” demesine rağmen, jandarmaların bu talebi dinlemeyip, illa biz şimdi girip o kişileri alacağız demeleri ve, Şeyh Sait’in müritleri ile, jandarmaların kavga etmeleri, kıvılcımı çakmıştır. 13.02 1925 tarihinde , Piran’da başlayan bu kavga isyana dönüşmüş isyancılar kısa zamanda çok yerleşim merkezini ele geçirmiştir.
Hükümetin başbakanı, Ali Fethi beydir. Başbakan olaylara basit birer asayişsizlik gibi bakmış, ancak durumun vahametini gören Atatürk, Fethi beyi başbakanlıktan azil ederek yerine İsmet İnönü’yü getirmiştir. Esasen, dine karşı davranışlar sergileyen yönetime karşı olan, Milli Mücadelenin , Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy Rauf bey gibi bazı önemli komutanları,
Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlar, bu fırkanın tüzüğünün 5. maddesine de,” fırkamız, dine ve dini duygulara hürmetkardır ” yazmışlardır. Uygulamada da dine saygılı olmaya özen göstermişlerdir. Bunların bu tutumu, halk nezlinde çok revaç bulmuş, kısa zamanda bu fırka taraftar toplamıştır.
Bu fırkanın, bu hali ve halkın ona yaklaşımı başta Atatürk ve İnönü olmak üzere hükümette olan Cumhuriyet Halk Fırkasını kaygılandırmış, yöneticiler,TPCF’nın Şeyh Sait İsyanını desteklediğine de karar vermişlerdir.
İnönü, iktidar olur olmaz, “Takrir-i Sükun” kanununu çıkarmış, biri Ankara diğeri Diyarbakır’da olmak üzere iki adet İstiklal Mahkemesi kurmuştur.
Sonuçta, Şeyh Sait kuvvetleri üzerine düzenli ordular gönderilmiş,isyan bastırılmıştır. Şeyh Sait ve isyanın önde gelenleri İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış, ve bir çoğu da asılmıştır.Mahkeme zabıtlarında başta Şeyh Sait olmak üzere, asılanlar ve dinlenen tanıklar, esas gayelerinin, dine karşı olan yönetime, dine dönüşü sağlatmak için, yani ” dini mübini İslam’ı geri getirmek için, bu kalkışmayı yaptıklarını söylemişlerse de , bu söylemler revaç bulmamış,yanı dinlenmemiş, olay bir Kürt Ayaklanması olarak lanse edilmiştir.Burada, yönetimin amacı, inkılaplarını ayakta tutabilmektir. Şeyh Sait, din için ayaklandı ve bizde onu astık deseler, bunu halka anlatamazlar. Ancak, Şeyh Sait kürtlük için ayaklandı dediler mi…?Halk , hatta Kürtler bile Şeyh Sait’i lanetlerler. Yıllarca olduğu gibi. E… Bir gün huzuru ilahide, İstiklal Mahkemelerinde değil, gerçek Mahkemede bu hesaplar bir kez daha görülecek elbet…Görülecek… O mahkemede sanık olacaklara acıyalım mı?

escort hd porno

izmir escort izmir escort izmir escort izmir escort