İslam Dininde İman ve Doğruluk

Yüce dinimiz İslam, insan hayatının her alanını kuşatan, onu dünya ve ahiret saadetine ulaştıran ahlak konusunda davranışlarımızı belirleyen emirler getirmiş olup, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in (s.a.s) sünneti tarafından belirlenen tevhid inancına dayalı sağlam iman ve istikamet üzere yaşamayı emretmiştir.

Muhammet Talha Öztürk
Muhammet Talha Öztürk Tüm Haberleri
İslam Dininde İman ve Doğruluk
İslam Dininde İman ve Doğruluk
Haber albümü için resme tıklayın

İmanın Anlamı ve Önemi

Sözlük anlamında iman, söylediğiniz sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak ve şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak anlamına gelmektedir. Istılahta iman ise; Allah'ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed'in (s.a.s.) peygamberliğine ve Kur'ân’ın hak kitap olduğuna, Kur'ân-ı Kerim’de ve mütevatir sünnette haber verilen hususların doğru olduğuna kesin olarak inanmak ve bunları tasdik etmek demektir.

İman, bir Müslümanın hayatının temelini oluşturur. İman, sadece dil ile ifade edilen bir olgu değil, aynı zamanda kalpte yer eden ve davranışlara yansıyan bir inanç sistemidir. Bu nedenle, iman ile doğruluk arasındaki ilişki, İslam ahlakının en önemli unsurlarından biridir.

İslam Dininde İman ve Doğruluk

İstikamet ve Doğruluk

İstikamet; samimi ve sağlam bir imana sahip olup dinî ve ahlâki hükümlere uygun olarak hareket etmektir. Başka bir ifadeyle; hak ve hayır yolunda istikrarlı olmak, dengeli bir hayat sürdürmek, her türlü aşırılıktan sakınmak ve Allah’a itaat edip Hz. Peygamber’in sünnetine uymaktır.

Sevgili Peygamberimiz, “emin” vasfıyla bilinip, doğruluğun müşahhas bir örneğidir. Dinimiz İslam da doğruluğu benimsememizi emretmiştir. İslam dininde, Allah’a ve Peygamberine inanarak özü sözü bir olanlar anlamında “sadıklar” için çeşitli mükâfatlar hazırlanmıştır. Zira imanla doğruluk arasındaki sıkı bağ vardır.

Müminin Özellikleri

İnsan önce Rabbine karşı sadık olmalı, niyet ve eylemleriyle tutarlı bir yol izlemelidir. Bu şekilde sırât-ı müstakîme yani dosdoğru yola ulaşılabilir. Bu nedenle söz ve davranışlarında dosdoğru olup yalandan kaçınmak, Hz. Peygamber’in en önemli özelliklerinden biri olup müminlerin de en belirleyici vasfı olmuştur.

Müslüman bilir ki dürüstlük ve doğru sözlü olmak, imani bir meseledir, ona yakışan her türlü yalan ve sahtecilikten uzak durmaktır. İman, kişinin iç dünyasında doğruyu yanlıştan ayırmasını sağlar ve bu doğruyu yaşamının her alanında uygulamasına vesile olur.

Doğruluğun Hayata Yansımaları

İslam dini, doğruluğun sadece bir ahlaki değer olmasının ötesinde, bireylerin sosyal ilişkilerinde ve toplumsal düzende temel bir prensip olarak kabul edilmesini emreder. Müslümanlar, iş hayatında, aile ilişkilerinde, ticarette ve günlük yaşamın her alanında dürüstlük ve güvenilirlik esasına göre hareket etmelidir. Bu, toplumun güven içinde yaşamasını ve sosyal düzenin korunmasını sağlar.

İş Hayatında Doğruluk

İş hayatında doğruluk, ticari faaliyetlerde dürüst olmayı, verilen sözleri tutmayı, aldatmaktan kaçınmayı ve adil olmayı gerektirir. Kur’an-ı Kerim'de, hile ve aldatmanın büyük günahlardan olduğu vurgulanmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s) de ticarette dürüstlüğü ve güveni teşvik etmiş, müminlere kazançlarının helal ve temiz olması gerektiğini öğütlemiştir.

Aile Hayatında Doğruluk

Aile hayatında doğruluk, eşler arasındaki sadakat, çocuklara karşı dürüstlük ve adaletli olma gibi değerlerle şekillenir. Müslüman ailelerde, sevgi ve saygının temelinde doğruluk ve güven yer alır. Eşler, birbirlerine karşı samimi ve açık olmalı, çocuklarına doğruyu öğretmeli ve onlara güven aşılamalıdır.

Toplumsal İlişkilerde Doğruluk

Toplumsal ilişkilerde doğruluk, insanlar arası güvenin tesis edilmesi, toplumsal barışın sağlanması ve adaletin korunması açısından büyük önem taşır. Doğru sözlü olmak, yalan söylememek, iftira atmamak, emanete hıyanet etmemek ve başkalarının haklarına saygı göstermek, İslam ahlakının temel prensiplerindendir.

İslam Dininde İman ve Doğruluk

Doğruluğun Psikolojik Etkileri

Doğruluk, bireylerin ruhsal huzuru ve içsel barışını sağlar. Doğru sözlü ve dürüst olan insanlar, vicdanen rahat olur ve içsel çatışmalardan uzak yaşarlar. İslam, insanın iç dünyasında huzur ve dengeyi sağlayan, ruhsal gelişimine katkıda bulunan bir din olarak doğruluğu teşvik eder. Doğruluğun getirdiği güven ve itibar, bireylerin sosyal çevrelerinde saygınlık kazanmalarını sağlar.

Doğruluğun İlahi Mükafatı

Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in hadislerinde, doğruluğun ahiretteki mükafatlarından sıkça bahsedilir. Doğru ve dürüst olan müminler, Allah’ın rızasını kazanır ve cennette yüksek derecelerle mükafatlandırılır. Kur’an’da, “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın” (Ahzab, 33/70-71) buyurularak, doğruluğun dünyevi ve uhrevi faydalarına işaret edilmiştir.

İslam dininde iman ve doğruluk, bir müminin hayatında olmazsa olmaz iki temel değerdir. Müslümanlar, imanlarının gereği olarak her zaman doğruyu söylemeli, dürüst olmalı ve yalandan kaçınmalıdır. İslam’ın bu temel prensipleri, bireylerin hem dünya hem de ahiret saadetini kazanmalarına vesile olur.

15 May 2024 - 14:23 - Bilgi Bankası

Mahreç  Muhammet Talha Öztürk


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Medya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.