Medya Yenigün

HALKIN İRADESİ KISITLANAMAZ VE TÜRKİYE MÜTTEFİKİ KARŞISINDA AÇILAN BİR PENCERE OLMUŞTUR

HALKIN İRADESİ KISITLANAMAZ VE TÜRKİYE MÜTTEFİKİ KARŞISINDA AÇILAN BİR PENCERE OLMUŞTUR
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
74
15 Nisan 2019 - 0:03

Gerek genel seçim ve gerekse yerel yönetim seçimi yapıldığı illerde “Halkın iradesi asla kısıtlanamaz.” Hem bölgeler hem iller hem oy oranları üzerinde değerlendirme yapıldığını ve Cumhur İttifakı olarak % 52’lik bir rekora imza atılması ve aynı zamanda da 15, kez yaklaşık yüzde 45’lik oranda bu seçimden de başarıyla çıkmış olan AK Parti iktidarı, halkından aldığı destekle varlığını tekrar gösterdi. Başka ülkelerin zorluklar karşısında savrulduğu durumların yakın coğrafyamızda örneklerini görüyoruz. Buna karşılık mesele ne kadar büyük olursa olsun içeride ya da dışarıda ne kadar sıkıntı yaşanırsa yaşansın ülkemizin Aziz insanları tek bir oy pusulasıyla ülkesini her zaman düze çıkarmayı, demokrasiye sahip çıkarak göstermiştir. Şimdiye kadar da görülmüştür ki başka ülkelerin bedel ödeyerek ulaşamadığı yerlere demokrasimiz yoluyla ulaştık. Ülkemizin  birlik bütünlüğünün, bugünü yönetmesinin ve geleceğe damga vurmasının en büyük teminatı demokrasimizin gücünün ve kapasitesinin korunmasıdır.

Esas olarak tartışılması gereken mesele müttefiklik ilişkisi bakımından tartışılması gereken mesele bir NATO müttefikinin ulusal güvenliğini, yani Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden terör örgütüne karşı bir başka NATO müttefikinin, ABD’nin tırlarla silah göndererek terör örgütlerine güvenliğimizi tehdit eden unsurları desteklemesidir. Esas konuşulması gereken mesele budur. Bununla ilgili konuşmadan kaçmak için başka konular gündeme getiriliyor sürekli olarak. Bir de tabii Rusya’nın Batı’daki imajı kullanılarak Türkiye’ye karşı bir propaganda maalesef bu şekilde yürütülüyor. PKK’lı teröristlerin eğitim aldığı Suriye’deki kamplarda ABD bayraklarının olduğunu hepimizce biliniyor. Bu teröristlerin başındaki kişilerin ABD askerleriyle ABD’li komutanlarla fotoğraf çektirdiğini görüyorsunuz. Halen 15 Temmuz’da Türkiye’yi işgal etmeye çalışan FETÖ’nün başındaki kişinin ABD’de bir karakola dahi çağrılmadığını görüyorsunuz. Dolayısıyla müttefiklik ilişkileri açısından konuşulması gereken bu meseleler dururken aslında Türkiye’nin egemen bir devlet olarak güvenliğine katkı sağlayacak, aynı zamanda NATO güvenliğine katkı sağlayacak S400 meselesinin konuşulmasını garipsediğimizi ifade etmek istedim.

PKK’nın terör örgütleri listesinde olmasına karşın uzantıları YPG, PYD’nin ABD tarafından desteklendiğini ve Amerika’nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, önceki beyanlarıyla aslında bunun bir terör örgütü olduğunu söylemişti. Bu beyanlar hala ortadadır. ABD Başkanı ve yetkililer, bu PYD, YPG’ye verilen desteği onun DEAŞ ile mücadelesine dönük olarak verildiğini söylüyorlardı ama yine aynı yetkililer ve başkan, DEAŞ ile mücadelenin bittiğini ve kesin bir mağlubiyete uğratıldığını söylüyor. Buna rağmen bu destek verilmeye devam ediyor.

NATO müttefikliği içerisinde Türkiye’nin güvenlik kaygılarına yeterince önem verilmediği görülmüştür. Sınırımızın dibine DEAŞ yaklaşmışken, PKK orada bir terör devletçiği kurmaya çalışırken müttefiklerimiz nerededir. Bize gönderilen patriotların belli bir zaman kullandıktan sonra çekildiğini gördük. Halbuki çekildiği zamanlarda Türkiye’ye dönük terör tehdidi daha da yoğunlaşmıştı. Dolayısıyla bu zamanlarda müttefiklerimizi yanımızda görmek en doğal hakkımızdır.

Çeşitli devletlerin silah pazarlarında pay kapma yarışı vardır ama ABD’nin silah pazarındaki rekabetini NATO müttefikliği meselesine taşımaması gerekir. Bu rekabet başka bir şeydir, NATO müttefikliği başka bir şeydir. NATO Genel Sekreteri, defalarca silah tedariklerini NATO içinde egemen devletlerin istedikleri ülkeden tedarik edebileceğini söyledi. O zaman soru şudur? Sınırımızı da Suriye’den, Irak’tan, o bölgeden kaynaklanan bunca yoğun terör tehdidi varken ve Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyacı doruk noktasındayken müttefiklerimiz Türkiye’yi sıradan bir silah tüketicisi olarak görmenin ötesinde makul teklif sunmuşlar mıdır? Patriotlar konusunda, krediler konusunda makul bir teklifle gelmişler midir? Teknoloji paylaşımı, teslimat süresi konusunda makul teklifle gelmişler midir? İlk önce onlara başvurulmuştur. Bu teklifler konusunda makul yaklaşımları olmayanların, biz S400 konusundaki anlaşmayı imzaladıktan sonra bu konuyu gündeme getirmeleri doğrusunu söylemek gerekirse müttefiklik ilişkisine sığmamaktadır.

ABD yönetiminin yakın zamana kadar NATO’yu sadece maddi külfet meselesi olarak gördüğünü, Avrupa ile aralarında bu konuda ciddi sıkıntıların yaşandığını söylemekte yarar görmekteyim. Hatta NATO’yu modası geçmiş bir organizasyon olarak tanımlayan bazı yetkililerin sözlerini de duyulmuştu. Halbuki NATO Genel Sekreterinin Amerikan kongresinde NATO’nun 70. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada belirttiği gibi, tehditler yoğunlaşıyor ve daha asimetrik hale geliyor. Önümüzdeki dönemde NATO gibi organizasyonlar daha da önemli hale gelecek. Türkiye bunun vazgeçilmez ortağı, kilit üyesidir. 70 yılın 67 yılında biz varız. Dolayısıyla Türkiye’nin müttefikliğini tartışmak aslında NATO’nun tamamını tartışmak anlamına geliyor. NATO’yu sadece maddi bir külfet gibi görenlerin Türkiye söz konusu olduğunda NATO’nun kıymetinden bahsetmeleri de son derece manidardır ve bu aşırı duyarlılık da net bir şekilde görülmektedir. NATO’nun F35 diye bir maddesi yok. Fakat sanki 5. madde kalkmış yerine F35 diye bir madde gelmiş gibi açıklamalar yapılıyor. Bütün NATO güvenliğine katkı sağlayacak F35 projesi açısından Türkiye’nin sorgulanması demek NATO’nun bütün ortak projelerinin ve ortak güvenlik anlayışının sorgulanması demektir. 5. Madde çerçevesinde Türkiye’ye ortaklarımız, müttefiklerimiz Suriye kaynaklı tehdit karşısında yeterli yardımı göndermiş midir, yeterli desteği sunmuş mudur? Buna “Evet” demek mümkün değildir. Bir de üstüne üstlük Türkiye hem kendisinin ihtiyacını karşılamak, egemen bir devlet olarak güvenliğini tesis etmek bakımından hem de NATO güvenliğine katkı sağlamak bakımından bu hava savunma sistemlerini alırken bunu birtakım S400’ler konusundaki eleştiriye F35’ler konusundaki bir sorgulamaya dönüştürmek, doğrusunu söylemek gerekirse NATO’nun 5. maddesi konusunda yeterli duyarlılık göstermemek anlamına gelmektedir ve bu doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye ile ABD arasında güvene dayalı bir ittifak ilişkisi olduğunun altını çizmekte yarar görmekteyim.

YSK, kendi bağlı olduğu kanunlar çerçevesinde kararlarını veriyor”

Muhalefetteki bazı isimlerin İstanbul seçimleri hakkında kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini ve kendilerinin de bunları tashih etme gereği duyduğunu ve “CHP’nin İstanbul adayı ve sözcüleri sürekli olarak YSK’ye baskı yapıldığını, YSK üzerinde baskı kurulduğunu ifade ediyor. YSK, kendi bağlı olduğu kanunlar çerçevesinde kararlarını veriyor. Her parti YSK kararları içerisinde lehine olan kararları saydığı gibi aleyhine olan kararları da sayabilir.” YSK, bütün yargı camiasında söz konusu olduğu gibi millet adına karar veriyor, meşruiyetini milletten alıyor. Yargı da yasa da yürütme de meşruiyetini milletten alır. Onlar kendi bağlı oldukları kanunlar çerçevesinde bunlara karar verecekler. CHP sözcülerinin dilinde şöyle bir şey var; Eğer YSK onların parti görüşleri açısından kendi lehlerine bir karar verirse, onlara göre YSK bağımsız karar vermiş oluyor. Ama kendi görüşleri açısından aleyhlerine bir karar verirse, o zaman “YSK baskı altındadır” diyorlar. Bu yaklaşım, sağlıklı bir yaklaşım değil. YSK, hiçbir partinin yönetim organı değildir. YSK hiçbir partinin tüzüğüne göre de karar vermeyecektir. Bağlı olduğu kararlara göre karar verecektir.

CHP sözcülerinde “hukuk devleti” anlayışının tam yerleşmediğini ve kanun devleti anlayışının hakim olduğunu, “Jüristokratik birtakım yaklaşımların halen egemen olduğunu görüyoruz. Bu memleket jüristokrasiden ve kanun devleti anlayışından çok çekmiştir. Bu, günümüz ve geleceğimiz açısından yol gösterici olan hukuk devleti anlayışıdır. Bırakalım yüksek yargı işini yapsın. Sürece saygı gösterelim ki sonuca da saygı gösterelim.” CHP adayının, AK Parti içerisinde birtakım çatışma ve kavga olduğunu iddia ettiğini ve CHP Genel Başkanı’nın yapması gereken faaliyetlere doğrudan sahiplendiğine değinerek, AK Parti’nin içiyle ilgili olarak analiz yapacak yeterlilikleri yok. Şu anda içi kaynayan yerin de orası olduğu görünüyor. Bu meseleye baksınlar, AK Parti ile ilgili bu değerlendirmelerden uzak dursunlar. Demokrasinin krize gittiğini söylüyorlar. Oradan ekonomik krize selam çakıyorlar. Oradan da dış politikayla ilgili olarak Türkiye’nin kuşatılmış olduğundan bahsediyorlar. Türkiye’de siyaset yapan ve bu kadar yaşı olan bir partinin sözcülerine bir tehdit dili kullanmak yakışmıyor. Dışarıdan yöneltilen birtakım tehditlere söylemle karşı koymak yetmez. Bu konuda duyarlı olmak gerekir. YSK’ye ve AK Parti’ye çağrı yapıyorlar. Eğer bu çağrıları karşılık bulmazsa Türkiye’nin rejim kriziyle karşı karşıya kalacağını ya da Türkiye’nin güçlü bir ekonomik kriz ile karşı karşıya kalacağını söylüyorlar. Bir kerecik olsun şöyle yapsınlar, dışarıdaki herhangi bir odağın yaklaşımını arkalarına almadan, özgün bir konuşma yapsınlar. Dışarıdaki herhangi bir odak tarafından üretilmiş bir söylemin içeriye tercümesini yapmadan, özgür fikirleri neyse onu söylesinler. Mesela hukuka saygıdır. Hukuk bu imkanları vermiştir. Bu bir rejim krizi değildir. Tam tersine rejimin imkanları içerisinde mümkün kılınmış bir yoldur. Hukukun cevaz verdiği bir yola başvurmanın rejim krizi olarak tanımlanması öteden beri bir CHP geleneğidir. CHP sistemle ilgili bir konu tartışsanız, hukukun imkan verdiği bir itiraz yoluna başvursanız bile, bunu rejim krizi olarak sunmak gibi bir geleneğe sahiptir. Yine dışarıdan gelen birtakım seslere esas duruşa geçerek, Türkiye’nin rejimi, ekonomisi, dış politikasıyla ilgili kriz olacağını söylemek de bu ülkenin yurttaşları adına siyaset yaptığını iddia eden bir siyasi partiye yakışmamaktadır. “Geleneğimize yakışmayan bir yaklaşımdır.”

Bolu Belediye Başkanı’nın Suriyeli göçmenlerle ilgili aldığı kararı da eleştirmeden edemiyorum. CHP sözcüsünün konuyla ilgili yaptığı açıklamaya değinerek, yazılı talimatla, ihtiyaç duyan mazlum olan insanları kapının önüne koymak ve hatta il sınırlarının dışına sürmek gibi bir tavır içerisine giriyorlar. Bu mesele açık bir ırkçılıktır. Bu topraklara yakışmayan, irfanımıza, geleneğimize yakışmayan bir yaklaşımdır. Siyaset geleneğimizde bu derece aleni bir ırkçılık ilk defa ortaya koyulmaktadır. Ülkemizin kapısına sığınmış, ölümden kaçmış insanları il sınırları dışına sürmekten, aç bırakmatan bahsetmek, bizim Avrupa’da Türk ve İslam düşmanı faşistlerden duyduğumuz laflardır. Bunu kendi topraklarımızda duymak istemeyiz. Hele bu ırkçılığın bir yazılı emre dönüşmesi ve bu şekilde bir yaklaşımın ortaya koyulması da utanç verici bir yaklaşımdır. Bu konuda daha berrak olmalarında, bunu kınamalarında ve doğrudan CHP Genel Başkanı’nın doğrudan müdahil olarak bu yazıyı geri çektirmesinde ve tamamen hukuka, insan haklarına, irfanımıza, geleneğimize uygun bir şekilde bir yaklaşım üretilmesi konusunu da o belediye başkanının uyarılmasında da ve bunun kamuoyu ile paylaşılmasında büyük fayda vardır diye söylemekte yarar görmekteyim. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, hiç bir ülkeye boyun eğmeyen bir liderlik vasfına sahiptir. 31 Martta yapılan yerel yönetim seçiminde % 52’lik bir rekora imza atılması gözlerden kaçmamıştır. Aslında ABD ve Avrupa ile yahudi lobileri asıl olan 2023’te hedeflenmiştir. Acaba AK Parti’yi bu genel seçimde yıkabilir miyiz endişesi söz konusu. Bunu unutmamalarını hatırlatmakta yarar görmekteyim. 15 Temmuz’da ülkesini FETÖ terör örgütüne karşı direnen bu halk, 2023’te de AK Parti iktidarını şahlandıracaktır. Bu ülke insanı altını çizerek söylüyorum, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a güvenleri tamdır. Başkan Erdoğan, inşallah en kısa zamanda kabineyi değiştirip mütedeyyin bireyleri göreve getirip hizmetin en güzelini ve halkın yanında olduğunu göstereceklerdir.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

bolu bayan escort adiyaman bayan escort aydin bayan escort agri bayan escort kirsehir bayan escort aksaray bayan escort amasya bayan escort erzurum bayan escort bartin bayan escort batman bayan escort