Doğruluğun İslam'daki Yeri

Doğruluk, sağlam bir inancın en önemli yansıması olduğu gibi hem dünya hem de ahiret için vazgeçilmez iki ilkesidir. Bundan dolayı niyeti ve inancı bozuk insanın sözleri ve işleri de rast gitmeyeceği gibi insan önce doğru bir inanca sahip olmalı, sonra bu inancını söz ve davranışlarına dikkat etmelidir.

Doğruluk ve dürüstlük, insan vicdanını huzura kavuşturan, ruh dünyasını aydınlatır ve iyilik ve güzelliklerin temeli olmasından dolayı İman, sadece dil ile ifade edilen bir olgu değil, kalpte yer eden ve davranışlara yansıyan bir inanç sistemidir.

İmanın gereği olarak, doğruluk ve dürüstlük bir Müslümanın hayatının her alanında var olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de, "Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın" (Ahzab, 33/70-71) buyurularak, doğruluğun önemi vurgulanmıştır.

Doğruluk, insanın ruhsal ve vicdani dengesini sağlar. Doğru sözlü ve dürüst olan insanlar, vicdanen rahat olur ve içsel çatışmalardan uzak yaşarlar. Bu huzur, bireylerin sosyal çevrelerinde de güven ve saygı kazanmalarına vesile olur. Hz. Peygamber (s.a.s), “Mümin doğru sözlüdür, güvenilirdir” buyurarak, müminin en belirgin özelliklerinden birinin doğruluk olduğunu belirtmiştir.

Yalan ise insanları birbirine düşürür, toplumda güven duygusunu yok eder, dostlukları yıkar, düşmanlık tohumları eker. Yalan, er geç ortaya çıkacağından, yalancılar kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Kur'an-ı Kerim'de, “Allah’ın lâneti yalancılar üzerine olsun” (Âl-i İmran, 3/61) buyurularak, yalanın büyük günahlar arasında olduğu belirtilmiştir. Yalan söyleyen insanlar, hem dünyada hem de ahirette felâkete sürüklenirler.

Doğruluk, toplumsal ilişkilerde de büyük önem taşır. Toplumun güven içinde yaşaması, sosyal düzenin korunması ve adaletin sağlanması doğruluğa bağlıdır. Müslümanlar, iş hayatında, aile ilişkilerinde, ticarette ve günlük yaşamın her alanında dürüstlük ve güvenilirlik esasına göre hareket etmelidir. Hz. Peygamber (s.a.s) de ticarette dürüstlüğü ve güveni teşvik etmiş, müminlere kazançlarının helal ve temiz olması gerektiğini öğütlemiştir.

Doğruluk, Allah’ın rızasına ve mükâfat olarak cennete kavuşmanın yoludur. Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in hadislerinde, doğruluğun ahiretteki mükafatlarından sıkça bahsedilir. Doğru ve dürüst olan müminler, Allah’ın rızasını kazanır ve cennette yüksek derecelerle mükafatlandırılır. Doğruluğun korunması, bireyin dünya ve ahiret saadetini kazanması için en temel şarttır.

Burada bahsetmek istediğim doğruluk ve dürüstlük, bir Müslümanın hayatında olmazsa olmaz iki temel değeri olup, Müslümanlar, imanlarının gereği olarak her zaman doğruyu söylemeli, dürüst olmalı ve yalandan uzak durmalıdır.

Yalan, bireyleri ve toplumu felakete sürüklerken, doğruluk ve dürüstlük insanı dünya ve ahirette huzura ve mutluluğa kavuşturur. İslam’ın bu temel prensiplerine sarılmak, toplumsal barış ve huzurun sağlanması açısından büyük önem taşır. Müslümanlar, her alanda doğruluğu benimsemeli, bu değerleri yaşamalı ve çevrelerine örnek olmalıdır. Bu şekilde, İslam’ın güzelliklerini tüm insanlığa en güzel şekilde gösterebilir ve Allah’ın rızasını kazanabiliriz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kübra Şevik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medya Yenigün Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medya Yenigün Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Medya Yenigün Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medya Yenigün Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.