Nedense her türlü taviz MHP ve lideri tarafından verilmeliydi

“Allah’ım Senden başka hiç bir şeyi, olmayan ben Senden başka her şeyi, olanlara acırım!” Konfüçyüs Acırım Hiç aklı olmadan, fikri olana Yalnızca görüntü, şekli olana Kalbde duymadan, zikri olana Müsl

Nedense her türlü taviz MHP ve lideri tarafından verilmeliydi
04 Nisan 2021 - 00:10

“Allah’ım Senden başka hiç bir şeyi, olmayan ben

Senden başka her şeyi, olanlara acırım!” Konfüçyüs



Acırım



Hiç aklı olmadan, fikri olana

Yalnızca görüntü, şekli olana

Kalbde duymadan, zikri olana

Müslüman Türk’üm ben, İçten acırım



Çalışıp debelen, gerçeğe çağır

Kulağı tıkamış, duymuyor sağır

İstersen yanaşıp, dibinde bağır

İnatla duymayan, İns’e acırım.



Acırım vallahi, yönsüz olana

Ar libasın atıp, gönsüz olana

Doğruya sırt dönüp, dünsüz olana

Kavrulur ciğerim, candan acırım.



Perde çekik gözler, gerçeklere kör

Nedeni muamma, kapayana sor

Berbat oldu berbat, ahirini gör

Uyarıyor Kur’an, hale acırım.



Harama pervasız uzandı eller

Ulemamız sus pus, kitlendi diller

Rızaya böylece, ererim beller

Puttan Cennet uman, cehl’e acırım!!!



Mehmet Ayhan Günaydın

17 Aralık 2014 / Ankara



.........



Küresel Güçlerin Döviz ve Ambargo Oyunları İle Kurumları, Hükümetleri ve Dünyayı Manupüle Etme Çabaları Hakkında (5)



Nedense her türlü taviz MHP ve lideri tarafından verilmeliydi



Herkes yiyip içmeli o sofrayı sermeliydi,



Herkes dilediğince at oynatmalı O peşinden gitmeliydi



Varsın dileyen Millete kumpas kursun, kurşun sıksın, O örtbas edip kanları silmeliydi.



İktidar için her türlü rezalete katlanmalı, göğüs germeli, sindirmeli evet demeliydi.



Onlara göre buna değerdi...



Hem iktidar, hem ana muhalefet, hem küresel, hem yerel hasım çoktu



Ve hasımların saldırmak için kullandığı imkânlarının haddi hesabı yoktu...



Envâi çeşit yolla yöntemle



Aslının katran olduğunu kanıtladığı renge hayır bu aslında ak dedirttiler.



Ambalajına kanmayın size içirilmek istenenin aslı zehir deyip kanıtını sunduğu halde onlar millete ilaç diye diretip, şifa olduğuna hükmettirdiler.



El ele verip yüklendikçe yüklendiler.



Türk milletine “Ölümü gösterip, sıtmaya razı ettirdiler”.



Alparslan Türkeş’in çizgisinden, Ülküsünden, Milliyetçi Türkiye hedefinden taviz vermeyen ve Türk milletinin uçuruma sürüklenmemesi için direten MHP Lideri Devlet Bahçeli;



1 Kasım’daki seçimlere de karşısında ablukaya alınmış seçmen, bilinçaltına zehir enjekte edilmiş bir millet gerçeğinde,



Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu başkanlığında Devletin her imkânını fütursuzca kullanan bir iktidar, iktidarı bırakıp niye HDP’ yi de yanımıza alıp iktidar olmadık diye ahlaksızca kendisine saldıran ana muhalefet liderinin öncülüğünde içeride ve dışarıda her imkânla kendisine savaş açarak baraj altında boğmak isteyen düşmanlarla tek başına vuruşarak girmek zorunda kaldı...



Ve yine başarıldı, Türk Milleti etki altında kaldı, kendi sevdalısına ceza kesti...



Ama her türlü oyuna, aleyhine olan her türlü olumsuzluğa rağmen MHP bu seçimlerde de Liderinin öncülüğünde önüne çıkartılan engelleri ve barajları aştı çıkarttığı 40 Milletvekili ile TBMM’de temsil hakkı kazanarak MHP’siz meclis düşleyenlerin heveslerini kursaklarında bıraktı.



1 Kasım seçim sonuçlarını zafer diye yorumlamadı MHP Lideri.



Ama yaşanılanları hatırlatarak kendinizi başarısız olarak da düşünmeyin çünkü siz dünyaya karşı “Tek Başına” mücadele verdiniz diye seslendi Ülkücüye.



Kırk çerisi ile Kürşat’ı örnek gösterip; onların ilhamıyla Türk Milleti için kırk kişiyle mücadele edeceğiz dedi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde...



Bu kararlılıkla mücadelesine devam etti MHP Lideri Devlet Bahçeli...



BOP’ un hedefinde sona yaklaşılıyor Irak’ta başlatılan bölüp parçalama işlemi, Suriye’de aynıyle uygulanıyordu.



İran’a diz çöktürülmüş, Türkiye sırada bekliyordu...



Son Vuruş için şartların iyice olgunlaştırılması ve zamanı bekleniyordu.



Sıkıntı; Türkiye NATO üyesiydi, bu yüzden doğrudan askeri müdahaleye gidilemiyor, kılıf bulmakta zorlanılıyor, bulunsa Milli Mücadele örneği ve bu mücadeleyi vermeye yeminli yeni nesil Ülkücü Milliyetçileri, Liderlerinin emrinde hazır bekliyordu.



Ve Liderleri Devlet Bahçeli bu konu da Türk Milletini uyanık tutuyor işlerini güçleştiriyordu...



Diğer siyasi partiler Özgürlük denmiş, Halkların Kardeşliği denmiş, Barış denmiş, çözüm denmiş bir şekilde kıvama getirilmiş ama Milliyetçi Hareket kıvam tutmayı reddediyordu.



NATO üyesi diğer ülkelerin, AB’nin, BOP heveslilerinin ve Rusya’nın coğrafyadaki çıkarları ile Türkiye’nin hayati hesabı çelişiyordu.



Amerika, Rusya, Avrupa eliyle coğrafyamız karma karışık edilmişti.



Türk–Kürt karşı karşıya getirilerek görüntüde Kürdistan kurulmak isteniyor altta Arz- ı Mevud gerçekleştiriliyor, enerji havzalarının kontrolü sağlanmak üzere yeni planlar hayata geçiriliyordu.



Tehlike büyük çok büyük mesele ölüm kalım meselesi



Türk’ün bin yıllık yurdunda bekâ meselesiydi...



Ve Türk Milliyetçileri önlerinde liderleri bu oyuna karşı her alanda canla başla mücadele ediyordu...



Yeniden başlatıldı oyun, MHP’yi tökezletmek, liderini gözden düşürmek, ele geçirip kendi istediklerince şekillendirip, diledikleri kıvama getirmek amacıyla...



Türk’ü sindirmek, yok edebilmek için, Milletine sevdalı neferini siyaset silahıyla vurmak üzere,



Binlerce yıldır kullandıkları yöntemle, yüzyıllarca üzerine doktora yapıp uzmanlaştıkları konuda,



Her dönem kolayca yaptıkları gibi yine birilerini buldular.



Allayıp pullayıp, imkânlar sundular, önlerini açtılar



Bulunan bu kıymeti kendinden menkul sahte şehzadeler ve sultanlar



1 Kasım 2015 Seçimlerinden sonra şaha kalktılar...



HDP CHP ortaklığına niye evet demiyoruz diyenlerle, AKP’ye niye ortak olmuyoruz diyenler ortak noktada buluştular kol kola girdiler.

Liste başlarında yer bulurken övenler, yerini kaybedince sövmeye,



Hasbelkader vekil olmuşken ses etmeyenler, vekillikten düşünce seslerini yükseltmeye, art niyetlinin desteği artınca, hizmetlerine verilen en gelişmiş ses sistemleri eşliğinde avazları yettiğince bağırmaya başladılar.



Ocağı bilmeyen, Ocakta pişmeyen, Hayatı boyunca Ocağa yolu düşmeyen



Zamanında iyi niyetle bu kutsal Ocağın tütmesine katkı sunsun diye kabul edilip yol verilenler



Bu kutsal Ocağı söndürmeye niyetle yola koyuldular...



Ama oyun kurucular bir şeyi hesaba katmadılar,



Bu kutsal şehit Hareketini tam tanımadan yola çıktılar.



Ülkücü’nün ve Ülkücülüğün ne olduğunu bilmeden, geçmişine göz yumup gelecek vizyonu satmaya kalktılar.



Kendileri içinde olmadığından 50 yıldır çekilen çileyi ve çekenleri göz ardı ettiler.



Tabutluklardan yola çıkıp, idamlarla yargılanmış, kurşunlara göğüs gerip şehitlik tacı takarak ölümlerle sınanmış, yokluktan bu günlere taşınmış bu kutsal Ülkücü Hareketin çileli günlerinde hiç olmayanlar Milliyetçi Hareketin geçmişinde yer bulamayanlarla birlikte yola çıktılar...



Başbuğ Türkeş’in sağlığında her sözüne muhalefet eden, her eylemine kulp takan her adımında çelme atmaya uğraşanlar



Bırakın sevmeyi, kendisinden nefret edenler,



1994 yılında DYP MHP İttifakına şerh koyup Meclise girmesine set çekenler,



Hayatı boyunca yanına yöresine yaklaşıp fikrine ve kendisine omuz vermeye tevessül etmeyenler,



İşi düşünce kıymetini anladı...



Alparslan Türkeş’in “Tanrı Dağı Kadar Türk Hira Dağı kadar Müslümanız”, “Türklük Bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur ruhsuz beden ancak ve ancak ceset olur!” düsturu ile fikrinin özünü, partinin çizgisini belirlediği Türk- İslam sentezine ters düşenler,



Babasının izinden gidip ne kendi ne fikriyle barışık olmayıp hayattayken Başbuğ’la hiçbir şekilde bir araya gelmeyenler



Hasbelkader Divanında yer alıp kongrelerde karşısına listeyle çıkıp delmeye niyetlenenler, yaşından söz açıp genç ve dinamik bir lidere ihtiyaç var diyerek delegeye ve tabana kendi resmini çizenler

Bugün Başbuğ deyip yatıyor, Başbuğ deyip kalkıyor



Dillerinden Alparslan Türkeş’i düşürmüyor



-“Seni iktidar yapamadık Başbuğum affet” diye timsah gözyaşları döküyor



Aslında bunlar O’nun ismini ve etkisini kullanarak zihinleri bulandırıp, Hareketin dününü bilmeyen mensuplarını tavlayıp yol almak istiyor.



Fırsat bu fırsat deyip;



Gönüllerinde Harekete baş olma Ülküsü güdüyor



Onun hedefi olan Milliyetçi Düşünceyi öncelikle iktidara taşımak yerine



Ortağım ister Liberal, ister sosyalist olsun, nasıl olursa olsun iktidar benim olsun türküsü söylüyor.



Acaba ne adına?



Ülkücü, Milliyetçi Hareket, Türk milleti adına mı?



Küreselden icazetli, destekli kendi namına mı?



Oyunları görünce;



Liderlerinin yanında kenetlendi dünyayla hesabı olan ama dünyalıkla hesabı olmayan gerçek Ülkücüler...



Oyun kurucuları tarafından önleri açılmış bu güdümlü oyuncular;



MYK’ ca Olağan Kongre kararı alınmış ve tarihi belirlenmiş olmasına rağmen Olağanüstü gayretler sergilediler mahkemelere gittiler, partiyi kayyuma vermeye niyetlendiler, Olağanüstü aldıkları bir kararla tarlalarda kongreler tertipleyip, kendilerince otellerde tüzük kurultayı gerçekleştirdiler.



800 yüz dediler 1000 dediler yeterli sayıda delegeyle bile toplanmadıklarını Notere tescil ettirdiler.



Karşılarına hukuk çıkınca hukuksuzca gerçekleştirdikleri kongrede değiştirdik dedikleri maddeleri gösterip akılla alay ettiler.



15 Temmuz 2016 tarihinden önce işi bitirmek için Olağanüstü çaba gösterdiler.



15 Temmuz’dan sonra ben başbakan olacağım diye “Yurtta Sulh Cihanda sulh” sloganıyla ekran ekran dolaştılar, manşetlerde yer ettiler, bir baştan diğerine Türkiye’yi gezdiler, delegeyi tavlayıp teşkilatı avlamaya niyetlendiler.



“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” un altına neyin gizlendiği sonradan ifşâ oldu...



Başarılamadı başarılamayınca 15 Temmuz akşamı her şey gün gibi ortaya çıktı.



Aktörleri eliyle Milliyetçi Hareketi ele geçiremeyenler ülkede darbeye kalkıştı.



Kalkışılan darbenin önü de yine Liderleri Devlet Bahçeli’nin öncülüğünde Ülkücü Türk Milliyetçilerinin karşı duruşundan alınan cesaretle meydanlara inen Türk Milleti tarafından kesildi.



Türk’ler de kadim bir devlet anlayışı vardı ve binlerce yıllık Türk tarihinin bütününe vakıf Liderlerinin emrinde bu şanlı tarihten çıkarttığı derslerle Siyasi görüşünü olgunlaştırmış Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyucusu, kollayıcısı, sigortasıydı.



Yıllardır yaptığı uyarılara kulak asmamanın tehlikesinin büyüklüğü ile karşı karşıya kaldı o gün Ülkede; Vatandaş, siyaset, hükümet ve devlet...



(Kısmetse devam edecek...)

YORUMLAR

  • 0 Yorum