marmaris tekne turları
OFF-SHORE ŞİRKETLER VE VERGİ CENNETLERİ  « Medya Yenigün

Medya Yenigün

OFF-SHORE ŞİRKETLER VE VERGİ CENNETLERİ 

OFF-SHORE ŞİRKETLER VE VERGİ CENNETLERİ 
Nevzat Küçükdöğerli
Nevzat Küçükdöğerli( nethabergazetesi@hotmail.com22 )
18
19 Eylül 2020 - 12:44
15 Yıldır Vergi Cenneti Ülkeler Listesi Yayınlanmıyor! Bu paranın 38 milyar doları Cayman, Seyşeller, Bermuda Bahama ve Man Adası gibi vergi cennetlerinde tutuluyor. Vergi cennetlerine para transferine izin veren iktidarın, bu paraların peşine düşmesini beklemek için bir neden de yok. Vergi cennetleri, uluslararası finansal kurallar bütününü bozan, yönetim bölgelerinde gerçekleştirilen finansal işlemlerin açıklanmasına ve diğer ülkelerle bilgi paylaşımına kısıtlamalar getiren, gizlilik yasaları bulunan ülkelerdir. Vergi cennetleri, vergi planlaması yapmak isteyen mükelleflere gelirlerin buralarda elde edilmiş gibi gösterilebileceği, idari ve finansal yapılanmalara gidebilme olanağı sunmaktadır. Off-shore bölgelere “vergi cenneti” de denilmektedir. Off-shore şirketler genellikle; Panama, Jersey, Virgin, Seyşeller gibi verginin hiç olmadığı ülkelerde kurulmuştur. Bu bölgelerde kurulan şirketler, her türlü vergiden muaftır. Bu tür şirketler, tamamen yasal olup, uluslararası kabul görürler. “Finansal Gizlilik Endeksi” 2015 verilerine göre, tüm dünyada yaklaşık 21 ile 32 trilyon dolar arasındaki finansal varlık ya oldukça düşük vergi ödenen ya da hiç vergi ödenmeyen ülkelerde tutuluyor. Yani, bu finansal varlıklar mevcut vergi sistemlerinin dışına çıkarılarak, alternatif vergi cennetlerine yönlendiriliyor.
Kanunu 15 Yıldır Neden Uygulamıyorsunuz? Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (7) numaralı bendi 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüktedir. Ancak Bakanlar Kurulu (yeni sistemde Cumhurbaşkanı) vergi cenneti ülkeler listesini yayımlamadığı için kanun hükmü uygulanamamaktadır. Kanunun 30’uncu maddesinin (7) numaralı bendinde “Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkanı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun gözönünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulu’nca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın yüzde 30 oranında vergi kesintisi yapılır” düzenlemesi yapılmıştır.
AB Vergi Cennetleri Kara Listesi… Yukarıdaki kanun düzenlemesi gereği; yayımlanması gereken (OECD’nin vergi cenneti ülkeler listesi esas alınacaktı) ve 15 yıldır yayımlanmayan vergi cenneti ülkeler listesi yayınlanmadığı için, bu ülkelerde faaliyet gösteren şirketlere Türkiye’den yapılan ödemelerden yüzde 30 tevkifat yapılamamaktadır. Avrupa Birliği’nin (AB) kara listesi, vergi alanında işbirliği yapmayan ülkelerin listesidir. Bu listede yer alanlar, vergi kanunları veya AB tarafından belirlenen politikalarındaki eksiklikleri gidermek için “anlamlı” eylemde bulunmayan ve AB kriterleri temelinde “kayda değer” bir diyaloğa girmeyenlerdir. 28 Şubat 2020 tarihinde güncellenen AB vergi cennetleri kara listesi aşağıdaki gibidir: Cayman Adaları, Amerikan Samoası, Virgin Adaları, Fiji, Guam, Umman, Palau, Panama, Samoa, Seyşeller, Trinidad ve Tobago ile Vanuatu.
AB Vergi Cennetleri GRİ  Listesi, AB’nin gri listesi ise izleme ya da gözlem listesi olarak da bilinir. AB’nin gri listesi, şeffaflık standartlarını iyileştirmeye kararlı ama henüz iyileştirmemiş şu anda 47 ülkeyi kapsıyor. AB’nin gri listesinde yer alan bu ülkelerden taahhütlerin yerine getirilmesini ve küresel olarak vergi yönetişim ortamını iyileştirmesini bekliyor. 28 Şubat 2020 tarihinde güncellenen AB vergi cennetleri gri listesi aşağıdaki gibidir: Angola, Avustralya, Bosna Hersek, Botsvana, Esvatini, Ürdün, Maldivler, Fas, Moğolistan, Namibya, Saint Lucia, Tayland ve Türkiye.
Türklerin OFF-SHORE Hesaplarında 50 Milyar Doları Bile Yok! Türk vatandaşlarının yurtdışına 500 milyar dolar kaçırdığına ve iktidarın bu paraların peşine düştüğüne ilişkin CHP New York temsilcisinin gazetemize yaptığı açıklamadaki rakamlar tamamen uydurma. İktidar adaylığı iddiasındaki bir partinin, bu kadar önemli bir konuda hiçbir veriye ve mantığa dayanmayan açıklamalara izin vermemesi gerekirdi. Kanunu 15 yıldır uygulamayıp, paraların vergi cennetlerine transferine izin veren iktidar, niçin şimdi bu paraların peşine düşsün? On sekiz yılda para kazananlar ve kazandıranlar belli değil mi? Sonucun ortaya çıkmasına neden olanlara kurtarıcı rolü yüklemek, ayağınıza sıkmak değil mi? Bank For International Settlements’in (BIS) Aralık 2019 raporunda; Türkiye’nin varlık yükümlülük farkı 102 milyar dolar olarak yer almaktadır. Yani, Türklerin yurtdışındaki bankalarda en fazla 102 milyar doları olabilir. Gelelim Off-shore hesaplara; yukarıda yer alan Off-shore hacmi rakamlarının en üst tutarını dikkate alsak bile; yani 32 trilyon dolar, bunun yüzde 0.12’si Türkiye’ye ait olduğuna göre, bu hesaplarda olabilecek en yüksek Türklere ait para tutarı ancak 38.4 milyar dolar olabilir. İktidar da zaten tutarı önemsemediği için, vergi cennetleri listesini yayımlamayarak buralara dokunmadı.Sonuçta, Türk vatandaşlarının yurtdışında 38.4 milyar doları vergi cennetlerinde olmak üzere, toplam 140-145 milyar doları olduğunun tespitini yapabiliriz. Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi cenneti ülkelerden Man Adası, Bermuda, Cebelitarık, Cayman, Seyşeller, Guernsey, Bahamalar ve İngiliz Virgin Adaları ile OECD tarafından oluşturulan “Vergi Konularında Bilgi Değişim Anlaşma Modeli” çerçevesinde anlaşma yapmak için görüşmelerini sürdürüyor. İlk anlaşılan, Jersey Hükümeti oldu. Her iki ülke parlamentolarının onayının ardından, bu anlaşma yürürlüğe girecek ve bilgi paylaşımı başlayacak. Sözün özü; Türklerin parası olduğu iddia edilen hiçbir vergi cenneti ülkeden bilgi alma şansınız olmadığına göre, önce şu vergi cennetleri listesini yayımlayın da samimiyetinizi görelim. Yurtdışında kişinin hesabının, parasının olması suç değildir. Buralardaki paralara “konusu suç olan gelir” yani “kara para” olduğuna ilişkin mahkeme kararı olur ise gidebilirsiniz. Sonuç alacağınız da garanti değil. Finansal Gizlilik Endeksi’nde 55. sıradayız 23 Şubat 2020′ de açıklanan vergi cennetlerinin listelendiği Finansal Gizlilik Endeksi’nde; İsviçre, tahtını Cayman Adaları’na bıraktı. Varlıklı kişilere vergi konusunda nasıl kolaylıklar sağlandığı ve kara para aklamada ne kadar şeffaf olunduğunun incelendiği rapora göre, Birleşik Krallık’a bağlı bir Karayip adası olan Cayman Adaları, yabancıların servetlerini kendi ülkelerinden en rahat gizleyebildiği ülkelerin başında yer aldı. İsviçre 3’üncü sıraya gerilerken, ABD 2’nci sıradaki yerini korudu. Uluslararası Vergi Adalet Ağı’nın saptamalarına göre, vergi cenneti olarak adlandırılan ülkelerde, tahmini 21 ile 32 trilyon dolarlık kişisel servet vergiden kaçırılıyor ya da çok az vergiye tabi tutuluyor. Türkiye ise, 133 ülkenin bulunduğu listede 55’inci sırada yer aldı. Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde; ABD’de devam eden Halkbank davasına işaret edilerek, kara para aklamada, Türkiye’deki bankacılık sisteminin soru işaretleri doğurduğu belirtildi. Dikkat çekip kafa karışıklığına neden olan diğer konularsa, muhtemel Dubai ve İsviçre üzerinden vergi kaçakçılığı girişimi ve Malta dosyaları oldu. Türkiye’nin küresel Offshore finansal hizmetteki rol oranı yüzde 0.12. Pazar açısından bakıldığında diğer ülkelere göre çok az payı bulunuyor. ABD’nin Off-shore hizmetlerde yüzde 21.37 payı bulunurken, endekste birinci sırayı alan Cayman Adaları için yüzde 4.58. AB’den Türkiye’ye pandemi nedeni ile ikinci ek süre 18 Şubat 2020’de AB maliye bakanları Brüksel’de gerçekleşen zirvede “vergi cennetleri” olarak da bilinen kara listesine; Panama, Palau, Seyşeller ve Cayman Adaları’nı da ekledi. Bakanlar, Türkiye’ye ise kara listeye girmemesi için gerekli düzenlemeleri yapması amacıyla ek süre tanıdı. AB belgesine göre gri listede olan Türkiye, tüm AB ülkeleri ile vergi bilgilerinin otomatik aktarımını tamamlayamadı. Ancak veri paylaşımına izin verecek yasal değişiklikleri kabul ettiğinden taahhütlerini yerine getirmesi için, daha fazla zaman verildi. Asıl sorun Türkiye’nin, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya ile vergi bilgilerini paylaşmamasıydı. Kara listeye alınmamak için Türkiye’nin AB üye ülkeleriyle vergi bilgilerinin otomatik olarak paylaşılmasının önünü açacak gerekli yasaları 2019 yılının sonuna kadar çıkarması gerekiyordu. Ancak Türkiye, söz konusu gereklilikleri yerine getirmesi için kendisine 1 yıllık süre verilmesine rağmen, bu yasaları henüz Meclis’ten geçiremedi. Pandemi nedeniyle Türkiye’nin yükümlülükleri 01.01.2021 tarihine kadar ertelendi.
TAHSİS İPTALLERİ VE KREDİ KURULUŞLARINA TEBLİĞ İLE TANINAN İSTİSNA
Kanun Ne Diyor? Ülkemizde 1982 yılında yayımlanmış 2634 sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu” çerçevesinde turizm yatırımcılarına Hazine’ye ait yerler tahsis edilmektedir. Bu kanunun amacı; turizm sektörünü düzenleyecek, geliştirecek, dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturacak tertip ve tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. (2634 sayılı Kanun madde
1) Bu kanun, turizm hizmeti ile bu hizmetin gereği kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespiti ile geliştirilmelerine, turizm yatırım ve işletmelerinin teşvik edilmesine, düzenlenmesine ve denetlenmesine ilişkin hükümleri kapsar. (2634 sayılı Kanun madde
2) Kanunun “Taşınmaz malların turizm amaçlı kullanımı” başlıklı 8’inci maddesinde de “tahsis”lerle ilgili ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu alandaki tüm yasal mevzuatın gerçek amacı, turizm alanındaki yatırımlarda gayrimenkulün önemli bir kalem oluşturması, öte yandan turizm yatırımı yapılabilecek alanların önemli kısmının kamu elinde bulunması sebebiyle, bu alanların turizme/ekonomiye kazandırılması böylece turizm yatırımlarına ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasıdır. Tahsis işlemindeki temel unsur, bu nedenle turizm yatırımcısıdır.
Yönetmelik İle İmtiyaz Verilemez! Ülkemizde turizm yatırımları için yapılan tahsislerde, tahsis süreci içinde çoğunlukla bürokrasiden ve yargısal uygulamalardan kaynaklı gerekçelerle yatırımların yapılamaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ayrıca, 2013 yılından başlamak ve 2018 yılı ortalarına kadar devam eden terör olayları, darbe girişimi, kur atakları da dikkate alındığında, yapılan yönetmelik değişikliğinin amacının turizm yatırımcılarının söz konusu mağduriyetlerinin giderilmesi ve tahsise konu gayrimenkullerin turizm yatırımcıları tarafından yeniden ekonomiye kazandırılmasının önünü açmak olmalıdır. Oysa ki; 25.09.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te aşağıdaki “Ek Madde 4” yer almıştır: “Bakanlık tarafından adına tahsis yapılan yatırımcı lehine tesis edilen üst hakkının ipotek alacaklısı kredi kuruluşu tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satışından önce veya sonra önceki yatırımcıdan kaynaklanan sebeplerle kesin tahsisin iptali gereken hallerde; üst hakkını icra yoluyla edinen kredi kuruluşu tarafından başvuruda bulunulması, mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, varsa bakanlık ve ilgili idareler aleyhine açılmış davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız feragat edilmesi, tahsis koşullarına ve üst hakkı sözleşmesine ilişkin aykırılıkların ve izinsiz işlemlerin bakanlıkça belirlenen şekilde ve sürede giderileceğinin taahhüt edilmesi halinde, bakanlıkça kesin tahsis iptal edilmez.”“Bu yönetmeliğin ek 4’üncü madde hükümleri, aynı maddede belirtilen durumda olup da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce iptal edilen kesin tahsisler için de uygulanır. Bu durumda, daha önce iptal edilen kesin tahsis, aynı maddede belirtilen koşullarla ihya edilir, varsa üst hakkının iptaline ilişkin açılan davalardan vazgeçilir.”
Adalet ve Eşitlik Nerede? Normlar hiyerarşisinde yapılan düzenlemelerin, önce Anayasa’ya sonra kanunlara uygun olması gerekmektedir. Yapılan yönetmelik değişikliği “Turizmi Teşvik Kanunu” hükümlerine açıkça aykırıdır. Kanunda yer almayan istisna, tebliğ ile tanınamaz. Ayrıca Yönetmeliği bu hali ile uyguladığımızda; aynı durumda olan kişilerden, gayrimenkulü üzerine konulan haciz nedeniyle satışı gerçekleştirilenlerin tahsislerinin yeniden ihyası söz konusu olurken, icra takibine uğramayan ve halen tahsise konu gayrimenkulün mülkiyetini elinde tutan şirketlerin tahsisleri ise ihya edilmemiş olacaktır. İdarenin “eşit uygulama” ve “eşit mesafede durma” yükümlülüğü cebri icra yoluyla gayrimenkulün alıcısı açısından da uygulanmamaktadır. Yönetmelik hükümlerine göre, cebri icradan yapılan satışta gayrimenkulü banka veya kredi kuruluşu dışında başka bir kişi satın almış ise tahsisin iptalinden hiçbir sorumluluğu ve iptale giden süreçte hiçbir kusuru olmamasına rağmen, tahsisin ihyası hakkından faydalanması söz konusu olmayacaktır.
Sadece Bankaları Korumanın Amacı Nedir? Geçen yıl 45 milyon turist ve 34.5 milyar dolar turizm gelirine ulaşan turizm sektörünün mayıs 2020 tarihi itibarıyla bankalara olan borcunun 91 milyar lira olduğu gerçeği karşısında; kredi kuruluşlarına tebliğ ile tahsis iptaline “ihya” istisnası getirmenin sadece kredi kuruluşlarını korumak olmadığı açıktır. Bu yolla tahsisler “adrese teslim” sahip mi değiştirecektir?

rokettube