marmaris tekne turları
OSMANLI TORUNLARI SURİYE”DE GÖZ AÇTIRMIYOR « Medya Yenigün

Medya Yenigün

OSMANLI TORUNLARI SURİYE”DE GÖZ AÇTIRMIYOR

OSMANLI TORUNLARI SURİYE”DE GÖZ AÇTIRMIYOR
Vehbi Korkutata
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
444
07 Kasım 2019 - 0:03

Osmanlı Torunları Suriye topraklarında PYD ve PKK’ya göz açtırmıyor.

ABD ve İsrail lobileri AB’ye yaptığı görüşmede, Türk ordusu Suriye’yi almak için var gücüyle oradaki topraklara sahip olmak istiyor gibi şikayette bulunmuşlar.

Hemen akabinde; Başkan Recep Tayyip Erdoğan, bizi Suriye topraklarında asla ve asla gözümüz yok ve olamazda. Bizim barış pınarı harekatımız bu coğrafyada tek terörist kalıncaya kadar  hareketimize hız kesmeden devam edeceğiz dedi.

Başkan Erdoğan sözlerinde; Biz 32 km’de mülteci şehrini kurmayı hedefliyoruz ve kuracağımız ise muhakkaktır dedi.

Barış Pınarı harekâtı ve akabinde Türkiye’nin küresel ve bölgesel siyasetin iki büyük gücü görünümündeki ABD ve Rusya ile yaptığı mutabakatlar, geride bıraktığımız haftalarda bazı gerçekleri netleştirdi. Bu gerçekler sahada ve masada aleni bir biçimde gün yüzüne çıkarken, şimdilik ucu açık görünen bazı gelişmeler, bundan sonra Suriye özelinde Türkiye, ABD ve Türkiye ile Rusya ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyebileceğinin ipuçlarını veriyor, bunu zaman içerisinde göreceğiz.

Büyük güçlerin, özellikle bölgesel politikalar oluştururken, caydırıcılık konusunda sorunlar yaşayabileceği aslında tahmin edilmişti. Soğuk Savaş sonrası uluslararası ilişkiler, büyük güçlerin nükleer silahlar üzerinden sağladıkları caydırıcılığın sınırlarını daraltmış, dolayısıyla büyük güçlerle bölgesel güçler ve devlet dışı aktörler arasındaki ilişki, pazarlık sürecinin başka unsurlarına dayanmak durumunda kalmıştı. Ancak 1990’larda ihtiyaç duyulan bu yeni caydırıcılığın teorisi yazılırken, hiç kimse ABD’nin caydırıcılığının “Hem askeri ve ekonomik gücünün doruklarında olduğunu düşündüğü bir dönemde” bu şekilde çökebileceğini aklına bile getirmemişlerdi.

ABD caydırıcılığı Orta Doğu ve Suriye özelinde üç ayrı kademede farklı aktörlere karşı farklı başarısızlıklar yaşadı. ABD’nin hem Obama hem de Trump döneminde Pentagon üzerinden kurgulamak istediği bölgesel mimarinin “Körfez’den Akdeniz’e uzanan bir ehlileştirilmiş güçsüz dost aktörler kuşağı” sadece kurulamaması değildi. Bu mimarinin, ABD’nin rakiplerinden birinin bölgeye gelişini, yani Rusya’nın Akdeniz’e inişini caydıramadığı bugün açık seçik meydanda ve Washington’da hissedilen ve birilerine faturası ödetilmeye çalışılan asıl başarısızlık bu. Oysa güç, kabiliyet ve caydırıcılık arasındaki psikolojik ve gerçek ilişkiyi bilenler için, her iki başkanın döneminde Washington’daki değişik kesimler tarafından yüceltilen PYD, YPG ve  PKK’ya dayalı bir kuşak politikasının Rusya gibi bir aktörü durduramayacağı zaten belliydi. PYD’ye dayandırılmaya çalışılan bir eksenin İran’ı ikna edemeyeceği zaten Obama döneminde Suriye sahasında görülmüştü; Trump döneminde de İsrail destekli PYD’nin bile sahada bir hiç olduğu görülmüştü.  Zaten PYD özelindeki mesele, PYD’nin gücü değil, ABD politikaları için rahatlıkla araçlaştırılabilmesiydi diyenler bu noktada haklı; Ancak hesaplayamadıkları bu araçlaştırılmanın ancak PYD’nin sahadaki ve masadaki anlamlı varlığıyla mümkün olabileceğiydi. Oysa PYD’nin sahadaki ve masadaki anlamlı varlığı, Türkiye’nin PKK karşıtı bir dizi politikası ve bunları uygulama kabiliyeti ve dirayetiyle ortadan kalktığında, ABD’nin rakip güçleri Suriye sahasında ve dolayısıyla Orta Doğu’da etkili olmaktan caydırmayı amaç edinen mimarisi tamamen çöktü.

ABD caydırıcılığı o kadar sert biçimde sınandı ve başarısız oldu ki bugün çok sesi çıkan lobi etkisi dışında, PYD ve PKK gibi sahada ve masada varlığı tehlikeye girmiş bir aktörü bile tam kontrol edemiyor. ABD’nin caydırıcılığının çöküşünü reel politik düzeyde, Suriye’nin kuzeyinde bir zamanlar PYD koridoru kurulması hayal edilen alanın parçalı bir şekilde Rusya ile Şam ve Türkiye denetiminde olmasından, psikolojik düzeyde ise ABD’de bazı kesimlerce dillendirilen “Türkiye’yi cezalandırmalıyız; çünkü ABD’yi küçük düşürdü” feryatlarından ve PYD’nin birdenbire rejim ve Rusya ile anlaşma konusunda çok hevesli oluşundan anlayabiliriz.

ABD caydırıcılığı o kadar sert biçimde sınandı ve başarısız oldu ki, bugün çok sesi çıkan lobi etkisi dışında, PYD ve PKK gibi sahada olma varlığı tehlikeye girmiş bir aktörü bile tam kontrol edemiyor. Türkiye ABD, Türkiye ve İsrail arasındaki zarar ve ziyan kontrol mekanizmalarını destekten yoksun bırakacaktır gibi gözükmektedir.

Bugünkü Suriye oyununda, Ankara’nın diplomatik ve Askeri hamleleri sonunda, Suriye’de kaybeden yalnızca PYD değil. Söz konusu terörist örgütün destekçileri olan ABD, Fransa ve İsrail de artık kaybedenler arasında yer alıyor. Zaten PYD’yi kuranda ABD’dir ve onun üzerinde hakimiyetini sürdürüyor, inşallah sonu olacaktır.

Türkiye’nin Suriye’deki son askeri başarısının ardından ve bunun akabinde diplomasi alanında gelinen noktada Orta Doğu’da var olan güç dengesi artık değişiyor. Bugünkü Suriye oyununda, Ankara’nın diplomatik ve Askeri hamleleri sonunda, Suriye’de kaybeden yalnızca PYD değil. Söz konusu terörist örgütün destekçileri olan ABD, Fransa ve İsrail de artık kaybedenler arasında yer alıyor. Bu arada, Trump’ın başta “küre kuşağı” olarak ilan ettiği bazı Avrupa ülkeleriyle Suudi Arabistan, BAE ve Mısır da Suriye’de oyun dışında kalanlardan. Bu durum diplomasi masasına şimdiden yansıdı bile. Bu bağlamda Türkiye, Suriye’nin siyasi geleceğinin belirlenmesinde, ABD ve Rusya’nın yanında masada üçüncü temel aktör olarak yerini çoktan garantiledi bile! Suriye’deki durum hep değişken ve bu yüzden Türkiye sahadaki işlevini gevşetmemekte ısrarlı ve tek terörist kalıncaya kadar bu böyle devam edecektir. Ama masaya da artık güçlü, bölgeyi bilen, bölgede etkin ve siyasi pazarlığı iki büyük güçle de sürdürebilen nadir aktörlerden biri olarak oturduğunun da farkında ve bunu böyle bölmelerinde de yarar görmekteyim. Fitne odakları; Bakın görün, ABD ve Rusya’nın bayrakları tekrar dalgalanmaya başladı denildi. Bunu bilmelerinde yarar görmekteyim ki, Türk Ordusunun başında öğle imanlı ve cesaretli biri var ki, oda Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkası değildir. O başladığı bir hareketi mutlak surette bitireceği muhakkaktır.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

rokettube
marmaris tekne turu