Medya Yenigün

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Avatar
Nevzat Küçükdöğerli( nethabergazetesi@hotmail.com22 )
803
31 Temmuz 2020 - 0:45

Sosyal Medyaya ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Düzenlemeye göre, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a “sosyal ağ sağlayıcı” şeklinde yeni bir tanımlama getiriliyor.

Bu kapsamda kullanıcıların internet ortamında sosyal etkileşim amacıyla metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkan sağlayan gerçek veya tüzel kişiler, “sosyal ağ sağlayıcı” olarak tanımlanacak.

İdari para cezaları, muhatabın yurt dışında bulunması halinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından doğrudan doğruya muhataba, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçlarıyla da bildirilebilecek.

Bu bildirim, Tebligat Kanunu’na göre yapılan tebligat hükmünde olacak. Bu bildirimin yapıldığı tarihi izleyen 5. günün sonunda tebligat yapılmış sayılacak.

Yükümlülüğünü yerine getirmeyen yer sağlayıcılarına, caydırıcılığın sağlanması için verilecek idari para cezası artırılacak. Bu kapsamda yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında, 10 bin liradan 100 bin liraya kadar verilebilen idari para cezası, 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar artırılacak.

 

Düzenlemeyle, suç oluşturan kısmi içeriğin çıkarılmasının mümkün olduğu durumlarda, erişimin engellenmesi kararı yerine içeriğin çıkarılması kararının verilmesi imkanı sağlanarak, aynı internet sitesinde yer alan ve suç oluşturmayan içerikler yönünden ifade ve haber alma özgürlüğü daha da güvenceli hale getirilecek.

 

İçeriğin çıkarılması kararları, içerik ve yer sağlayıcılarına bildirilerek gereğinin yerine getirilmesi istenecek.

MÜLK SAHİPLERİ VE KİRACILARA DEĞİŞİKLİKLER

Aslında yeni uygulamaya girecek yasa maddeleri vergisel düzenlemeler içermiyor. Yeni Türk Borçlar Kanunu (TBK) 2012’de yürürlüğe girmiş ancak bu yasanın içinde yer alan dokuz maddenin uygulaması ise 2020/Temmuz ayına bırakılmıştı.

-Yalnız İşyeri Kira Sözleşmelerinimi İlgilendiriyor Yeni Hükümler?

Evet, işyeri kira sözleşmelerini ilgilendiriyor. Konut kira sözleşmeleriyle ilgili yeni bir düzenleme içermiyor bu dokuz madde…Ancak adi ortaklığın veya bir esnafın kiracı olarak yer aldığı işyerleri yeni yürürlüğe giren hükümlerin kapsamına girmiyor. Söz konusu dokuz maddenin kapsamında yer almak için gereken ana şartlardan birisi, kiracının ya Türk Ticaret Kanunu (TTK) anlamında ‘tacir’ olması yahut tacir sıfatını taşımasa bile ‘özel veya kamu hukuku tüzel kişisi’ olması…Bu çerçevede; anonim ve limited şirketlerin tümünün tacir sayıldığını da belirtelim. (TTK Md.16) Diğer ticaret şirketleri de; (kollektif, komandit ve kooperatif şirketler) aynı şekilde tacir sayılıyor. Dolayısıyla kira sözleşmeleriyle ilgili yeni hükümlerin bu şirketler için geçerliliğinde bir tereddüt yok.

-Depozito Bedellerine Sınır mı Geliyor?

TBK’nın getirdiği yeniliklerden birisi de “Kiracının Güvence Vermesi” başlıklı 342. Maddesi… Söz konusu madde ile depozito verilip verilmemesi tarafların iradesine bırakılmıştır, ancak depozito verilmesi kararlaştırılmış ise bunun sınırları Kanun kapsamında açıkça belirlenmiştir. İlk sınırlama, depozito bedelinin en fazla üç aylık kira bedeli kadar olabileceğidir.

Ayrıca, kiracı depozito olarak para verdiği takdirde bu paranın kiraya verenin onayı bulunmadan çekilemeyeceği vadeli bir tasarruf hesabına yatırılması, kıymetli evrak verdiği takdirde ise bankaya depo edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Banka ise, hesaptaki depozitoyu yalnızca tarafların izniyle yahut kesinleşen icra takibi ya da mahkeme kararına dayanarak geri verebilecektir. Kiraya veren kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen 3 ay içinde, kira sözleşmesine ilişkin kiracıya karşı bir dava veya takip açtığını yazılı olarak bildirmediği takdirde de bankanın güvenceyi geri verme zorunluluğu bulunmakta. Bu ihtimalde kiracının talepte bulunması yeterli olacak, kiraya verenin rızası aranmayacak.

Bu durumda, yeni düzenleme ile birlikte, depozitonun hem üst limiti hem de ödenme şekline ilişkin önemli değişiklikler getirilmiş oldu.

-TÜFE Oranlarından Daha Yüksek Kira Artışı Olmayacak mı?

Yürürlüğe giren yeni düzenleme ile birlikte, işyeri kira sözleşmelerinin yenilenmesi durumunda, taraflarca belirlenecek kira artışının bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) 12 aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemeyeceği kabul edilmiştir. Bu sınırlama, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmeleri için de uygulanacaktır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, TÜFE oran sınırı sağlanarak, hâkim tarafından kiralananın durumuna göre belirlenebilecektir.

-5 Yıldan Uzun Sözleşmelerde Kira Bedeli Nasıl Belirlenecek?

Uzun süreli olarak kiralanan işyerleri için önemli olabilecek konuya ilişkin bir diğer hüküm ise; beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedelinin, hâkim tarafından “tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim” oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenmesinin istenebilecek olmasıdır.

-Dövizli Sözleşmelerde Kira Bedeli Her Yıl Yenilenemeyecek mi?

Kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmış ise, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacağı da düzenlenmiştir. Yine, beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak yukarıda belirtilen esaslar (tüfe endeksi,kiralananın durumu, emsal kira bedelleri…) uygulanacaktır.

ANNE-BABA VE EŞ ÜZERİNDEN ÇİFT MAAŞ

Vefat eden anne-baba veya eş üzerinden belli şartlarda maaş bağlanıyor. Buna dul, yetim maaşı veya ölüm aylığı da deniyor. Bazı durumlarda iki, hatta üç maaş alma hakkı var. Sosyal güvenlik sisteminde bazı şartlarda özellikle de kadınlara çift maaş hakkı tanınıyor. Çift maaş sadece emekliye değil, dul ve yetimlere de sağlanan bir hak. Dul kavramı kadınlar için kullanılsa da bu kapsama erkekler de giriyor. Çoğu kişi, aldığı maaşın kesilebileceği endişesiyle veya bilmediği için ikinci hatta üçüncü maaş hakkını aramıyor.

Hangi sigortalılık sistemi?

Emekli; hangi sigortalılık sistemine (SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı) tabi olursa olsun, vefat eden eşinden dul aylığı yani ikinci bir maaş alıyor. Örneğin; kadın SSK emeklisi, eşi vefat etmiş Bağkur emeklisi ise dul aylığı alıyor. Vefat eden eş SSK veya Bağkur’lu ise dul emekli eş, maaşın yüzde 50’sini, eş Emekli Sandığı’na tabi (memur) ise maaşın yüzde 75’ini alıyor.

Aylık üçe bile çıkabilir

Bazı durumda emekli kadının üç farklı emekli maaşı alma hakkı doğuyor. Peki nasıl oluyor? Kendi çalışmasından dolayı SSK emeklisi olarak maaş alırken, vefat eden Bağkur emeklisi kocasının ölümünden sonra dul aylığı alan kadın, Emekli Sandığı’ndan emekli olmuş babasının vefatından sonra yetim aylığı da alabiliyor. Yani üç maaşa da hak kazanıyor.

Bu tarihler önemli

Anne-babanın ölümünün 30 Eylül 2008 sonrası olması halinde;

Her ikisi de SSK’lı ise yüksek aylığın tamamı, düşük aylığın da yarısı bağlanır.

Her ikisi Bağkurlu ise yüksek aylığın tamamı, düşük aylığın yarısı ödenir.

Her ikisi Emekli Sandığı’na tabi ise yüksek olan maaş bağlanır.

Her ikisi de 1 Ekim 2008’den önce memur olan eski memursa yüksek olan maaş,

Her ikisi de 1 Ekim 2008’den sonra memur olmuşsa yükseğin tamamı, düşük olanın ise yarısı bağlanır.

Anne, babadan biri Bağkur ya da SSK’lı, diğeri Emekli Sandığı’na tabi ise yetim iki maaşı tam alır.

Ölümlerden biri 1 Ekim 2008 öncesi ise;

İkisi SSK’lı ise yüksek olan tam, düşük olan yarım ödenir.

İkisi de Bağkurlu ise yüksek olan maaş bağlanır.

İkisi de memur ise tercih edilen aylık bağlanır.

Sigorta statüleri farklı ise tam maaş bağlanır.

Ölümlerden ikisi de 1 Ekim 2008 öncesi ise;

Anne ve babanın sigortalılık statüsü farklı ise iki maaşın ikisi de tam ödenir.

İkisi de SSK’lı ise yüksek olan tam, düşük olan yarım ödenir.

İkisi de Bağkurlu ise tek maaş ödenir.I

İkisi de devlet memuru ise ve memurluk 1 Ekim 2008’den önce başladıysa, tercih edilen aylık tam ödenir.

Bunları biliyor muydunuz?

Eşini kaybeden bir kişinin dul aylığı alabilmesi, başka bir evlilik yapana ya da ölene kadar devam eder.

Baba veya annesini kaybeden bir erkek, 18 yaşına kadar kesintisiz öğrenciliği devam ederse 25 yaşına kadar kesintisiz yetim aylığı almaya hak kazanır.

Eğer erkek çocuğun çalışmasına engel olacak bir malül durumu mevcut ise o zaman yaşına bakılmaksızın ömür boyu yetim aylığı alabilir.

Baba veya annesini kaybeden bir kız çocuğu, evlenene kadar ve sigortalı bir işe girene kadar yaşı ne olursa olsun ömür boyu yetim aylığı alır.

Evlenirse ya da bir işe girerse aylık kesilir. Boşandığında ya da işten ayrıldığında aylık yeniden kendisine bağlanır.

Hiçbir geliri, mal varlığı bulunmayan ve sigortalının ölmeden önce bakmakla yükümlü olduğu 65 yaş üzeri anne ve babası, ‘ölüm aylığı’ adı altında maaşa bağlanabilir.

Dul ve yetim aylığı alabilmek için resmi talepte bulunulması şart. Bunun için ölüm aylığı talep belgesi il ve ilçelerde bulunan sigorta müdürlüklerine teslim edilmeli.

Dul ve yetim aylığı ödemeleri, sigortalının ölüm tarihini izleyen ilk aybaşında ödenmeye başlar.

hd film izlemobil onaybanko kuponlar