Medya Yenigün

pendik escort

SURİYE SAVAŞI BAHANE Mİ?

SURİYE SAVAŞI BAHANE Mİ?
Avatar
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
277
13 Şubat 2020 - 0:04

İslâm topraklarını işgal eden Yahudi varlığı İsrail, Müslümanları her gün öldürürken, yer ve yurtlarından ederken, evlerini başlarına yıkarken, İsrail denilen Yahudi varlığı, bölgede aslan kesilip sağa sola pervasızca saldırmasının yanı sıra Suriye savaşı, uzun zamandır “Kan emici” vampir gibi Gerek ABD ve gerekse İsrail Lobisi, savaşı bahane ederek insanları öldürmeye adeta “Petrol” ve pay sevdasına adeta kilitlenmiş durumdadırlar.

İngiliz ajanın kurdurduğu devlet olduğunu zanneden, kıçı kırık karton yapay devletler arkasına emperyalist bir devleti alıp üzerimizde hile ve desise dolu plan yaparken; Tarihe bir baksınlar Resmi 7000 yıllık ve gayriresmi 9000 yıllık şanlı tarihinde şeref dolu sayfaları bizlere armağan eden ecdadımızın Çanakkale’de kefensiz yattığını unutmasınlar. Zalimlere zulmü yaptıracağımızı düşünmesinler dahi.

Yıllardır; Gerek PKK, DEAŞ, PYD, YPG ve buna benzer terör örgütleri, her ne hikmetse Suriye üzerinden Türkiye’ye giriş yaparak terör eylemlerini gerçekleştiriyorlardı. Taktir edersiniz ki, PKK elebaşı da yıllardır Suriye üzerinden eylemlerini gerçekleştiriyordu.

Şimdi ise kendi topraklarımızı korumak amacı ile “Zeytindalı” adı verilen operasyon alt yapısı “Özgür Suriye” askerleriyle operasyon yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Türkiye’nin Suriye toprağında asla gözü yok, sadece o terör belâlarını temizletip Suriye’de yaşayan insanlara “komşuluk vazifesini ve toprak bütünlüğümüzü” korumaktır. ABD Askeri gibi petrol etrafında gezinerek ve devriye gezmek gibi bir lüksümüz olmaz ve olmayacakta. Zaten ABD’nin amacı belli ve amacına ulaşmışlar bile. Gece gündüz demeden savaş ortamında dahi petrol sevkiyatını yapıyorlar ve bütün dünya seyir etmekle yetiniyorlar.

Suriye İdlib’de gözlem noktalarındaki Türk askerine yapılan saldırının Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladı olduğunu belirtmekte yarar görmekteyim. Türk askerinin kanının aktığı bir yerde hiçbir şeyin aynı şekilde Türk Askeri, asla ve asla müsaade etmeyeceği ise muhakkaktır ve izin verileceği ise söz konusu dahi olamaz. Şubat ayı içerisinde rejimin gözlem noktalarının gerisine çekilme işleminin bitirilmesini umut ediyoruz ve  rejim bu sürede geri çekilmezse Türk Ordusunun önünde taş üstüne taş bırakılmayacak ve bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacağı ise aşikardır. Burada da Rusya’da pay alma peşinde olduğunu da unutmayınız.

Suriye İdlib’de uğradıkları alçakça saldırı sonucu şehit olan 7 askerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye  başsağlığı diliyorum. Türk Askeri Suriye topraklarında “Şehit” olsun ve Yahudi Lobileri petrol sevkıyatını yapsınlar, bu topraklar terör örgütlerine mezar olacaktır mezar.

Bundan böyle Türk Ordusunun önünde her hangi bir engel kalmamış ve operasyon sonuna kadar devam edecektir. AK Parti iktidarı; Rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarından kaçan 4 milyon Suriyeli komşumuza kapılarını açtı kendisine de yakışanını yaptı ve yapmaya da devam edecek,  mazlumun yanında olmamız söz konusudur ve ülkemize de yakışan budur. Suriye’de etkinlik gösteren diğer güçlerin tamamının DAEŞ bahanesiyle kendi ajandalarını uygularken Türkiye’nin bu terör örgütünün belini kırdığına ve foyasını ortaya çıkardığını biliyorsunuz. Türkiye DAEŞ ile savaşırken Suriye rejiminin ağır bir yıkımın ardından Halep’i ele geçirmekle meşgul oldukları da Türk Ordusu’nun  bilgisindedir.

Türk Ordusu; PKK/YPG ve DAEŞ terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı saldırı merkezi olarak kullandıkları Afrin bölgesine yöneldiklerini ve Türkiye’nin 2018 yılı Ocak ayında gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin’i teröristlerden temizleyip bölge halkını huzura ve güvenliğe kavuşturduğunu tüm dünya biliyor.

Türk Ordusu; Rejimin saldırılarının yoğunlaşması üzerine Rusya ile İdlib’de bir gerginliği azaltma bölgesi oluşturulması konusunda da anlaşma yapıldı ve bu çerçevede İdlib’de Türk Ordusu 12 gözlem noktası kurdu. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki; Tüm bu süreçleri Amerika ve Rusya ile birlikte en üst düzeyde tesis edilen gayretlerle ve varılan  mutabakatlarla, iş birliğiyle yürütülmüştür.

DEAŞ’ın Suriye’deki gücü ve varlığı büyük ölçüde kırılmış olmasına rağmen, Fırat’ın doğusundan Irak sınırına kadar olan güney sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturma gayretleri hiç durmadı. Türk Ordusu’nun Amacı; DEAŞ ile mücadele değil bir başka terör örgütü eliyle Suriye’yi bölme olduğu açıkça ortadaydı. Aslında dert, petrol kuyularıydı. Kamışlı’daki, Deyrizor’daki petrol kuyularıydı. Kimin iştahını kabarttığı da ortadaydı ve fazla söze de gerek görmüyorum.

AK Parti hükumeti; Suriye’de rejimin, Rusya olmadan havada, İran olmadan karada tek bir çakıl taşını dahi yerinden oynatacak gücünün bulunmadığını bilmiyor muyuz, evet biliyoruz! Aynı şekilde Fırat’ın doğusunda bölücü terör örgütünün Amerika’nın desteği ve Rusya’nın müsamahası olmadan varlık gösteremeyeceğini bilmiyor muyuz, evet biliyoruz! Türkiye’ye karşı aslan kesilen rejimin, Fırat’ın doğusundaki bölücü terör örgütüne karşı en küçük bir kazanım elde edememesinin gerisindeki sebeplerini görmüyor muyuz, evet görüyoruz! Rejim denilen kuklanın küçük bir hizip dışında kendi ülkesinde herhangi bir karşılığı yokken, suni solunumla yaşatıldığının farkında olmadığımız mı düşünülüyor.

Ülkemizde yaşayan Suriyelilerin vatanlarına, şehirlerine, evlerine dönüşlerinin bilinçli olarak engellendiğini bilmediğimiz mi varsayılıyor. Hayır! Biz, tüm bu gerçekleri ve daha fazlasını biliyoruz! Ama bizim karşımızdakilerden bir farkımız var; Türkiye her ne yapacaksa bunu hiçbir masumun canına, malına zarar gelmeden yapma prensibiyle hareket ediyor. Aksi takdirde zalimlerden bir farkımız kalmaz.

Türkiye’nin medeniyet ve kültürünün gösterdiği yolun, zalimin başını ezip mazluma sahip çıkmak olduğuna dikkati çekerek, bunun için Türkiye’nin maddi ve manevi fedakarlıklarla 4 küsür milyon sığınmacıyı barındırdığını ve Suriye’deki milyonlarca insanı canı pahasına savunduğunu ülke insanı iyi biliyor ve takipçisi olduğunu da biliyorum.

Suriye’deki gelişmelerin, Türkiye’yi hem İdlib’de hem tüm sınır hattındaki güvenlik stratejilerinde değişiklik yapmaya mecbur bıraktığını ifade edilmektedir. Bunun için Türk Ordu’sunun, hava ve kara unsurları, ihtiyaç duyulan her an, tüm harekat bölgelerimizde ve İdlib’de serbestçe hareket edecek ve gerektiğinde operasyon yürüteceklerdir. Fırat Kalkanı Harekatı bölgemizde bir ur gibi duran tehdit kaynağı olan Tel Rıfat bölgesi derhal teröristlerden temizlenerek Suriye halkının yönetimine bırakılmalıdır. Fırat Kalkanı Harekatı bölgemizde huzurun ve güvenliğin daim olabilmesi için bu sorunun çözümü şarttır.

AK Parti hükumeti; Müttefikimizle, hiçbir dostumuzla, hiçbir ülkeyle karşı karşıya gelmek gibi niyetinin olmadığını, amacının, derdinin kesinlikle söz konusu değildir. Türkiye’nin tek gayesi Suriye’deki kriz sona erene, ülke istikrara kavuşana kadar hem Türkiye için hem de Suriye halkı için en doğru, en sağlıklı, en güvenli ve en sürdürülebilir çözümü bulmaktır. Bu yolda bize dostluk gösterenleri de husumet sergileyenleri de asla unutmayacağımızı özellikle belirtmek isterim.

Rusya ile olan dostluğumuzun, iş birliğimizin sürmesine özel önem veriliyor.Ticaretten turizme, savunma sanayinden enerjiye kadar geniş bir alanda çok derin ilişkilere sahip olduğunu ve Rusya’dan tek beklentimiz, Suriye’deki hassasiyetlerimizi sonuna kadar devam edeceği ise muhakkaktır.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata

İstanbul Web Tasarım

mersin escort
mersin escortakdeniz escortaltinkum escortkızkalesi escortmezitli escortpozcu escortsilifke escortsusanoglu escortmersin universiteli escortrus escortsinirsiz escortucuz escortsisli escortbeylikduzu escortkartal escortantalya escortbodrum escortgebze escortalanya escortbursa escortmersin еscortsamsun escortkayseri escortkonya еscortgaziantep escortadana escortizmir escorteskisеhir еscortizmit escortkocaeli escortkusadasi escortankara escortistanbul escortkartal escortpendik escort