marmaris tekne turları
TÜRK İSLÂM MEDENİYET’İNİN İNAÇLI VE YILMAZ YOLCULARI ZAFER GÜNÜNÜN UZAK OLMADIĞINI BİLMEKTEDİR.- « Medya Yenigün

Medya Yenigün

TÜRK İSLÂM MEDENİYET’İNİN İNAÇLI VE YILMAZ YOLCULARI ZAFER GÜNÜNÜN UZAK OLMADIĞINI BİLMEKTEDİR.-

TÜRK İSLÂM MEDENİYET’İNİN İNAÇLI VE YILMAZ YOLCULARI ZAFER GÜNÜNÜN UZAK OLMADIĞINI BİLMEKTEDİR.-
Avatar
Halil Pekdemir( medyayenigun01@hotmail.com )
394
29 Ağustos 2017 - 22:40

Orta Asya Steplerinden çıkarak zamanın bilinen üç kıtasında at koşturan göçebe halkımız, sağlam bir sosyal yapı, gelişmiş bir inanç sistemi, ileri bir medeniyet anlayışı ve vazgeçilmez bir ideale sahipti. O’nun üç kıta’da, yedi denizde hâkim kılan kendi nizamını yeryüzünde hâkim kılma duygusu, inancı ve idealleriydi. Atının ayağının ulaştığı her yerde bu idealini sembolleştiren imparatorluklar, güçlü medeniyetler kuran milletimiz, insanlığın yerleşik toplumlar düzenine geçmesinden sonra da medeniyet taşıyıcıcığı fonksiyonundan vazgeçmemiştir.

İnsanların maddi varlıklara, putlara taptıkları zaman, mücerret ve tek tanrı (Allah)inancına ulaşmış olan Atalarımız, İslamiyet’le karşılaşınca önünde yeni ufuklar açılmış, o güne kadar dağınık olan sosyal düzeni bir nizama kavuşmuştur.

İslâmi yeti kendi rızası ile benimseyen ilk kavim olan eden Atalarımız, yüksek ırki hasletlerini, İslâm’ın ahlak ve faziletiyle tamamlayınca yenilmez bir güç ve sarsılmaz bir iman halinde, karşılarına çıkan her engeli aşmış ve yeryüzünün en büyük medeniyetini kurmuşlardır. Hıristiyan Avrupa’nın İslamiyeti doğduğu yerde boğmak için üzere gönderdiği Haçlı sürülerini üst üste Anadolu da yok edip, bitiren bu medeniyetin ateşidir.

Skolâstik düşüncenin çukurunda yuvarlanan Orta Çağ Avrupa sının uyanışını sağlayan yine bu medeniyetin ışığıdır. İnsana gereken değeri veren, toplumda sosyal adaleti ön gören ve gittiği her yere mutluluk götüren bu medeniyetin adı ‘’Türk-İslam ‘’medeniyetidir.

Atalarımız bu büyük medeniyetin ruhunu tam anlamıyla benimseyip ona hizmet ettikleri zaman yalnız askeri sahada değil, ilim, teknik ve kültürde de en büyük başarıları göstermişlerdir. Bu medeniyet zirvesine ulaştığı vakit artık yeryüzünde Türk Devletine hiçbir sahada denk bir devlet kalmamıştır.

Türk toplumu yabancılarla ilişkisini artırdıkça kendi benliğinden yavaş yavaş ayrılmaya, bünyesine zararlı tesirler sızmaya başlamıştır. Rönesans ve reform hareketlerini yapan Avrupa hızlı bir gelişme içine girmiş, asırlar önce İslâm düşünür ve âlimlerinin yazdığı değerli eserleri dillerine çevirerek yeni buluşlara gitmiştir. Kendi nizamından ayrılmaya başlayan atalarımız, Hıristiyan-Avrupa’nın bu hızlı ilerlemesine artık ayak uyduramaz olmuştur.

Yaratıcının kendisini yeryüzüne nizam vermek üzere yarattığına inanan atalarımız, hâkim olduğu topraklarda geriledikçe bocalamaya, bocaladıkça bir çıkış yolu aramaya başlamıştır. Bu arayış sonucu Türk tarihinde seri ıslahatlar devri açılmıştır.

Avrupa ile aradaki medeniyet farkını i idareciler önce kılık ve kıyafet ayrılığında görmüşler, batının kılık ve kıyafetini taklit etmişlerdir. Fakat değişen bir şey olmadığını görünce bu defa da medeniyet görüşünü hatalı görerek batının ve yahu dinin medeniyet görüşünü sentez şeklinde Tazminat fermanı ile kabul etmişlerdir.

Böylece kapılarını ve kafalarını iyice Batıya açan Batıda yetişen sözde aydınlarımız bununla yetinmemiş, idare şeklimizin geri olduğunu belirterek daha ileri idare şekli olduğunu iddia ettikleri Meşrutiyeti kabul etmemizi tavsiye etmeye başlamışlardır. Meşrutiyetin kabulü ile de periyodik gerileyişimizi durduramamıştır.

İdareciler gerilemenin teşhis ve tedavisi ile uğraşırken İmparatorluğa bağlı kavimlerin baş kaldırarak bağımsızlıklarını ilân etmeleri aydınlar arasında milliyetçilik şuurunun kuvvetlenmesine yol açmıştır. İmparatorluğun yıkılışını hızlandırmak için yabancı unsurlar-özellikle Yahudiler-bu akımın destekçileri olmuştur. Bunlar yazdıkları Türk-İslâm Medeniyetine giden yolu tıkamak için Türklük ve İslâmiyeti ayrı ayrı mefhumlarmış gibi göstermeye büyük çaba harcamışlardır.

Aralarında isimleri (Büyük Türkçü )ye çıkmış olan bu dini ve ırkı bizden olmayan yeni türemiş milliyetçiler millete devamlı İslâm öncesi Türklüğü benimsetmeye çalıştılar. Bu konuda bir noktada başarılı da oldular.Ve garpçılık,Türkçülük,İslâmcılık olmak üzere üç ayrı akım aydınlar arasında gelişti..

Geri kalmışlıktan kurtulmak için garp medeniyetini bütün müessesleriyle Türk toplumuna aktarlım diyen garpçılar, İmparatorluğa bağlı kavimleri İslâm etrafında birleştirelim diyen İslâmcılar ve kalkınmamıza Türkçülüğü esas alalım, Türkçülük fikrini tek fikir olarak zihinlerde yerleştirelim diyen Türkçüler arasında kıyasıya bir mücadele başlamıştı.

 

Bütün, şekilde kalan bu ıslahat hareketlerinden ve milletin ideolojisini tam yansıtmayan fikir akımlarından habersiz olan milletimiz, kendi ideolojisini yaşamaya devam ediyordu. Mücadele sadece okumuşlar seviyesinde yapılıyordu. Milletten habersiz bu romantik mücadele savaş yılları içinde de devam etti.

Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra millet camilerde Allah’a şükrederken, zaferi içki masalarında kutluyorlardı. Milletin, hayat felsefesini anlamaktan uzak bu yeni idareciler de diğer milletlerden geri kalmışlığımızı şekli devrimler ve batının medeniyet anlayışını rast gele aktarmakla gidermeye çalıştılar.

Bu yıllarda görünen milliyetçilik romantik ve gerçek dışı olma hüviyetini kaybedemedi. Altaylardan attığı oku Kaf dağından aşıran Cumhuriyet nesli milliyetçilerin tesiri günümüze kadar sürdü. Milleti anlayan gerçek milliyetçilerin sesi boğuldu, kendileri sindirilmeye çalışıldı.

Bünyesi her çeşit dış tesirlere dayanıklı olan Türk Milletinin bir buçuk asırlık direnişi devam etmektedir. Kendisini yansıtmayan her görüşü boşluğa ve hiçe mahkûm etmektedir. Artık milletmezin milli ve manevi değerleri rayına oturmuş, Türk-İslâm medeniyetini hedef alan bir yola girmiştir. Şahsi zaaflarını tatmin etmek için ayrı yol tutturan, heyecanlı gençler boş kalıplar, şekiller ve semboller peşinde koşturan, kafaları fosilleşmiş emperyalizmin uşakları, milletin temel ideolojisi olan Türk-İslâm medeniyeti yoluna girmek zorundadır.

Emanetlerin ehli ellere teslim edildiği, herkese imkân ve fırsat eşitliğinin sağlandığı, komşusu açken tok yatan insanların bulunmayacağı, işçinin emeğinin terinin anlının terinin kurumadan aldığı, birlik-beraberlik ve kardeşlik ruhu ile vatandaşlarımızın kucaklaştığı huzur, istikrar ve güven içinde yaşamını sürdüren insanlarımızın iki günü bir olanın ziyanda olacağı, insanın takva ile birbirinden üstün sayılacağı ve modern ilmi ve tekniği rehber kabul eden Türk-İslâm Medeniyeti’nin inançlı ve yılmaz yolcuları zafer gününün uzak olmadığını bilmektedir,azimle yol alanlar bütün engelleri de aşarak inandığı hedefine berrak akan su gibi ulaşacaktır.. Saygılarımla.

Halil PEKDEMİR Denizli Büyükşehir Belediyesi Meclisi AK Parti Grup Başkan ı

rokettube
marmaris tekne turu