Medya Yenigün

TÜRKİYE 16 NİSANDA ÜLKENİN HUZURU İÇİN SEÇİME GİDİYOR

TÜRKİYE 16 NİSANDA ÜLKENİN HUZURU İÇİN SEÇİME GİDİYOR
Vehbi Korkutata
Vehbi Korkutata( vehbi@medyayenigun.net )
1.053
13 Nisan 2017 - 13:11

SANDIKTAN HAYIR ÇIKARSA NE OLUR, ‘’EVET’’ ÇIKARSA NE OLUR

Türkiye hayırlısıyla 16 Nisanda seçime gidecek ve ülke halkı sağduyusuyla huzur ve refah içerisinde oyunu kullanacaklardır. Sandığa gidince elini vicdanına koyarak ve çocuklarının aydınlık yarınlarını düşünerek oylarını kullansınlar. Bu ülkeyi karanlığa itmek için ‘’Dış güçler ve Siyonist para baronları’’ bu referandum için ellerinden ne geliyorsa esirgemiyorlar. Özellikle büyük şehirlerde fitne tohumlarını saçmaya devam ediyorlar. Bu ülkede ‘’EVET’’ çıkarsa ülke kaosa girer ve krallık hâkim olur. Yahudi lobisi, yıllardır boş durmuyor, ülkemizde kazanılan bütün paraları kendi ülkesindeki bankalara günlük transfer ediyorlar. Yahudi lobisi bu ülkede huzur ve refah içerisinde yaşıyorlar, bu yapılacak referandum için fitne tohumlarını halkın arasına sokmakta neyin nesi, halkın arasına referandumu hiçbir öneminin olmadığını anlatıyorlar.

Havuz medyasına ve ona eşlik eden ana akım medyada yeni moda fikir, referandum sonucunun köklü bir değişikliğe neden olmayacağı. ‘Evet’i her türlü melanetin çözümü olarak sunanların, ‘hayır’ çıkması durumunda her şeyin aynı olacağını savunmaları gerçekten ilginç. Temel argümanları da “Değişiklik kabul edilmese de yüzde 50’ye yakın bir oy iktidarda kalmak için yeter” olan bu grubun unuttuğu bazı tarihi gerçekler var. Biz de onları hatırlatalım, ama bende diyorum ki, sandıktan yüzde 75 çıkacaktır ve ‘’Yahudi baronları’’ şaşkına uğrayacaklardır. Bu ülkenin insanları geriye baktığında çok şeyi hafızalarından geçirecekler ve ona göre tercihini kullanacaklar. Merhum Turgut Özal döneminde yüzde 49,5 oyu ve 20 ay sonra bakınız neler yaşandı?

12 Temmuz 1987’de 1980 Darbesi sonrası uygulanan siyasi yasakların kaldırılmasına ilişkin bir referandum yapıldı. Aralarında Demirel, Ecevit, Erbakan gibi siyasetin önemli simalarının da bulunduğu çok sayıda isme yeniden siyaset yolu açacak olan referandum öncesi dönemin Başbakanı Özal, devletin tüm olanaklarını da arkasına alıp ‘hayır’ kampanyası yürüttü.Sonuçta yalnızca 75 bin oy farkla referandumda ‘evet’ çıktı ve siyasi yasaklar kaldırıldı. Özal kendi partisinin oyunun çok üzerinde bir oyla referandumdan çıktı ve bunu ‘başarı öyküsü’ olarak sundu. Ama aynı zamanda o sonuç ANAP için ‘sonun başlangıcı’ oldu. Çok değil 20 ay sonra yapılan yerel seçimlerde ANAP yüzde 20,8 oy aldı ve üçüncü parti durumuna düştü. Bu ülkede her an her şey değişebilir, çünkü bu iktidara oy verenler ülkenin aydınlık geleceğini ve tek yumruk olmak için Adalet ve Kalkınma Partisini ülkenin başına getirdiler.

Referandumdan çıkacak ‘hayır’ sonucunun siyasal ve toplumsal yaşamda etkili sonuçlar doğurmayacağını savunmak bir propaganda yöntemi değil ise körlük anlamına gelebilir. Anayasa değişiklik önerisinin iki taşıyıcı partisi AKP ve MHP. İki partinin yönetim kademelerinde bulunan isimler çok rahat değil. AKP içinde gidişattan rahatsız çok sayıda güçlü ismin bulunduğu biliniyor.MHP’de işler daha da karışık. Parti içi muhalefet, yönetimden daha güçlü ve kitlesel görünüyor. Böyle bir ortamda olası bir referandumdan çıkacak ‘hayır’ sonucu, merkez sağda taşların yerinden oynamasını sağlayacak. O saatten sonra Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Meral Akşener gibi isimlerin etrafında yeni merkezlerin oluşması söz konusudur.Kuşkusuz bu fotoğraf Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmadan eksik kalır. Sonuç ‘hayır’ olsa bile kurulu yapının devamına ilişkin iradesini ortaya koyacak ve bunda ısrarcı olacaktır. Bu irade, sürecin başka bir yöne evirilmesini geciktirebilir. Çünkü sonuç ne olursa olsun arkasındaki güçlü kitle desteği bir lider değişikliğini gündeme getirmeyebilir. Tam da burada unutulmaması gereken bir gerçek var ki o da Anayasa Değişiklik Teklifi ile Erdoğan’ın varlığının özdeşleşmesinin yarattığı risk. Aslında referandum sonuçlarının reel siyasete etkisini çok aşan toplumsal bir etki yaratacağı şimdiden görülüyor. Rejim değişikliği olarak kodlanan teklif karşısında yükselen itirazlar esas olarak laiklik, cumhuriyet ve demokrasi ekseninde tarif ediliyor. Yaklaşık iki ay sürecek kampanya boyunca laiklik, cumhuriyet, demokrasi kavramları ile AKP söylemi ve uygulamaları çok sık karşı karşıya gelecektir. Toplumun önemli bir bölümü 14 yıllık AKP iktidarını geriye gidiş olarak değerlendiriyor. Referandumu da bunu durdurmak için bir fırsat olarak görüyor. Durdurmayı başaran bir toplumun o noktada kalması da beklenemez.

Ülkede ‘’EVET’’ çıkarsa Dünya’daki Yahudi ve para baronları şaşkına döneceklerdir, onlar oldum olası bu hükümetten rahatsız. Sözüm onlara; Bu ülkede eyer ‘’EVET’’ çıkarsa ‘’Diktatörlük’’ hâkim olur ve özetle; Bu ülke insanı asla böyle safsataya gelmezler, aslında birileri çıksa ve Örnek olarak bu referandumun hayırla sonuçlanmasını isteyenlere bir medya mensubu sokaktaki insanlara sorarsa ‘’Diktatörlük’’ nedir derse, acaba kaç kişi cevap verir diye merak içerisindeyim. Diyorum ki, bu ülke insanı ‘’Osmanlı torunlarıdır’’ kendilerine yakışanını pekâlâ iyi bilirler. Ülke insanı ‘’EVET’’ diyecekler ve Türkiye şaha kalkacaktır, Dünya bu çıkacak zaferi gözleriyle göreceklerdir.

Sevgi ve Saygılarımla

Araştırmacı Gazeteci Yazar

Vehbi Korkutata