Burak Ballı

Burak Ballı

burakballiofficial@gmail.com

Bilenle bilmeyen bir olur mu?

17 Haziran 2022 - 00:03

İlim konuşulmaya başlanıldığında tartışmalar ve eleştiriler olması normal olarak gözükürken, İman sübjektif olduğundan tartışmaları olmayacağı gibi doğruluğu yanlışlığını belirleyemezsiniz.
Bu konuda ilim tartışılır objektif şeyler olduğundan araştırmak ilimde vardır. Zira iman edilecek şey önce bilinmelidir. İnsan, bilmediği bir şeye iman edemez. İlim insana bildiği şeyin hayal mi, vehim mi, zan mı, hangi derecede bir bilgi, kesin ilim mi, inanılması gereken bir ilim mi... olduğunu öğretir. Sonra ona göre o bilgiye o derece inanır, bağlanır veya bağlanmaz. Buradan anlaşılacağı üzere imanın ilme dayanır buda tartışılmaz.
 Hıristiyanlardaki gibi önce inanılmış, sonra onun nazariyesi yapılmış, ilim inanca uydurulmuştur. Bu durumda bir kimse, ilme ve Kur'an'ın dayandığı akli ilkelere göre itiraz etse, karşısındaki ya iman zayıflığı, ya da imansızlık ile itham eder.
İslâm düşünce ve ilim tarihinde İmanın ilmin önüne alınması ile ilim ölmeye yüz tutmuştur.
İlk Müslümanlar, ilmi öne almışlar ve her şeyi ilme göre tartışmaya ve değerlendirmeye çalışmışlar.
Sahabe, tabiin ve mezhep imamlarının anlayışları, içtihatları, doğru- yanlış sözleri incelemeden (tefrik edilmeden) bir İslam'ı anlama geleneği oluşturuldu. Kendilerinden sonra gelenler, bu geleneği Kur'an ve akıl yerine koydular, böylece hakikat olduğuna inandılar, kesin kanaat hasıl ettiler.
Bu anlayışa, içtihatlara itiraz etmeyi Kur'an'a karşı çıkma olarak nitelediler ve böylece ilimde taklitçilik ortaya çıktı.
2. “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Zümer sûresi (39), 9
Allah Teâlâ bu âyet-i kerîmede ilmi övmekte, kıymetini ve üstünlüğünü bize açıklamakta, cehâleti ise yermekte, onun bir noksanlık, bir eksiklik olduğunu haber vermektedir. Âlim kişi Allah’a karşı itaatkâr olur; câhil isyankârdır. Bu ikisi birbirinin zıddı olup itaat fazilet, isyân ise düşüklük ve ahmaklıktır. Cehâletin her çeşidi dinimizde reddedilmiş ve kınanmıştır. Çünkü cehâletin her türünde küfür ve isyândan bir pay vardır. İslâm öncesi döneme Câhiliye denilmesinin sebebi, bütün toplumun şirke dalmış olması ve putlara tapınmaları idi.
Doğru bilgi ve ilim insanı şirkten arındırır ve Allah’a gerçek mânada kul olmaya yöneltir. Eğer böyle olmuyorsa, bu kişinin noksanlığına ve öğrendiği bilginin eksikliğine bağlanır. Bazılarının zannettiği gibi, câhil sadece okuma yazma bilmeyen değil, küfür ve inkârda sâbit kadem olandır. İlim ve bilgiden nasibi olmayan, mektep ve medrese görmemiş kimseler de ilim sahibi sayılmazlar. İslâm âlimleri bu âyeti delil göstererek, câhil bir erkeğin âlim bir hanımın dengi olmadığı için onunla evlenmesinin uygun olmayacağını belirtirler.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum