Mehmet Korkutata

Mehmet Korkutata

mkorkutata@hotmail.com

MÜ'MİNİN EN ETKİLİ SİLAHI DUA!

30 Haziran 2021 - 00:05

Dua! Sınırlı imkânlara sahip ve bir çok ihtiyacını karşılamaktan aciz olan insanın; sonsuz güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah (C.C.) ile kurduğu iletişimin adıdır. Dua! Allah'ın Yüceliği karşısında kulun acziyetini itiraf etmesini, sevgi ve tevazu duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesini ifade eder. Dua'nın asıl hedefi, insanın acziyetini itiraf ederek halini Yüce Allah'a (C.C.) arz etmesi ve Rabbi ile iletişim kurmasıdır.
Bu nedenle, Peygamberler başta olmak üzere, insanlar, sadece kendilerini aciz durumda hissettikleri zamanlarda acziyetlerini Yüce Yaradan'a arz etmekle kalmamış, ihtiyaç duydukları her an Cenab-ı Allah'a dua ederek yakarışta bulunmuşlardır. Yüce Allah (C.C.) Ayet-i Kerime'de meâlen; "Kullarım beni sana soracak olurlarsa, muhakkak ki, ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse; onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler" buyurmaktadır. 
Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.) Hadis-i şerifleri nde şöyle buyuruyor. "Kabul edilmesi için acele etmediğiniz veya dua ettim de duam kabul edilmedi demediğiniz sürece dualarınız kabul edilir. 
Ayet-i Kerime'de Yüce Rabbim'iz meâlen; "İnsana bir sıkıntı dokundumu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, ve gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Fakat  biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı? sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer  gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir" buyurmaktadır.
Dua! insanların ihtiyaçlarını sadece Yüce Allah'a arz etmesidir. Dua! Sadece sıkıntılı durumlarda başvurulabilecek bir çıkış yolu olarak anlaşılmamalıdır. Tarih boyunca insanlar, duaya kendileri ile muhatapları arasında bir esenlik ve barış anahtarı olarak başvurmuşlardır. İnsanların kendileri ile Rableri arasında veya kendileri ile diğer varlıklar arasında cereyan eden ilişkilerde her daim duaya baş vurdukları görülmektedir. 
Hz Adem ile Hz.Havva annemiz cennette kendilerine yasaklanan meyve'den yedikten sonra; "Ey Rabbim'iz! Biz kendimize zulmettik, "eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden  oluruz" buyurarak pişmanlıklarını dile getirmişler ve Rablerinin kendilerini bağışlaması için dua etmişlerdir. Aynı şekilde özellikle Peygamberler, gerek kendileri ile Rableri arasında ve herekse kendileri ile ümmetleri arasındaki münasebetlerinde her daim duaya başvurmuşlardır. 
Hz.İbrahim! "Yarabbi beni namaza devam eden bir  kimse eyle! Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbim'iz! Duamı kabul eyle, Rabbim'iz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla" buyurarak kendisi, soyu, ana babası ve mü'min ler için dua ve niyazda bulunmuştur. Hz.Yakub (A.S.) da öz kardeşlerini kuyuya atan çocuklarının yaptıkları karşısında; "Ben üzüntü ve tasamı ancak Yüce Allah'a arz ederim. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" duası ile acziyetini dile getirmiştir. 
Ayet-i Kerime'de meâlen; "De ki, duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin."
Diğer bir Ayet'i Kerimede, "Rabbimiz! Biz; Rabbinize iman edin diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle birlikte al" Âmin.
Allah'ın rahmeti ve mağfireti hakka tabi olanların üzerine olsun İnşallah!
Sevgi ve muhabbetlerimle...
Mehmet KORKUTATA
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum